Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Sessiz olan Quiet kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Quiet ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Quiet kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

You're both awfully quiet.
İkiniz de çok sakinsiniz.

The boy, upon seeing a butterfly, proceeded to run after it, provoking the anger of his mother, who had ordered him to stay quiet while she gossiped with the lady next door.
Çocuk kelebeği gördüğünde,onu kovalamaya girişti,bitişikteki bayanla sohbet ederken ona sessiz kalmasını söyleyen annesini kızdırdı.

The boy kept quiet.
Çocuk sessiz kaldı.

The boys were quiet.
Çocuklar sakindi.

The boys kept quiet.
Çocuklar sessiz kalmayı sürdürdü.

I told the children to be quiet, but they just kept on being noisy.
Çocuklara sessiz olmalarını söyledim, fakat onlar gürültülü olmaya devam ettiler.

You were awfully quiet.
Çok sakindiniz.

You're awfully quiet, Tom.
Çok sakinsin, Tom.

It's too quiet.
Çok sessiz.

It's so quiet.
Çok sessiz.

It's very quiet.
Çok sessiz.

Quiet Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

He told the students to be quiet.
Öğrencilere sessiz olmalarını söyledi.

The teacher told Mary to be quiet.
Öğretmen Mary'ye sessiz olmasını söyledi.

The teacher told us to be quiet.
Öğretmen sessiz olmamızı söyledi.

Our teacher demanded that we keep quiet.
Öğretmenimiz sessiz olmamızı istedi.

Be quiet now.
Şimdi sessiz olun.

She is being quiet for the moment.
Şimdilik sakinleşiyor.

The mother told the children to be quiet.
Anne çocuklara sessiz olmalarını söyledi.

The area was quiet.
Bölge sessizdi.

All I want is peace and quiet.
Bütün istediğim huzur ve sessizlik.

The whole class was quiet.
Bütün sınıf sessizdi.

My father is quiet.
Babam sessizdir.

I sometimes wish I could live a quiet retired sort of life but I doubt I could stand it for more than a few days.
Bazen sessiz bir emekli hayatı yaşayabilmeyi düşünüyorum fakat buna birkaç günden daha fazla dayanabileceğimden şüpheliyim.

The baby was quiet all night.
Bebek bütün gece sessizdi.

The baby kept quiet.
Bebek sessiz durdu.

I never dreamed of there being such a quiet place.
Ben böylesine sakin bir yer olduğunu asla hayal etmedim.

I'll be as quiet as a mouse.
Ben bir fare kadar sessiz olacağım.

When I am speaking, please keep quiet and listen to me.
Ben konuşurken lütfen sessiz ol ve beni dinle.

Be quiet while I'm speaking.
Ben konuşurken sessiz ol.

Be quiet while I am speaking.
Ben konuşurken sessiz ol.

I'm quiet.
Ben sessizim.

I anticipated a quiet vacation in the mountains.
Ben, dağlarda sessiz bir tatil umuyordum.

Be quiet for a moment.
Bir an için sakin olun.

It's quiet enough to hear a pin drop.
Bir iğnenin düşüşünü duyacak kadar yeterince sessiz.

You ought to be quiet in a library.
Bir kütüphanede sessiz olmalısın.

You must keep quiet for a while.
Bir süre sessiz durmalısın?

We kept the children quiet.
Biz çocukları sessiz tuttuk.

We spent a quiet day in the country.
Biz kırda sessiz bir gün geçirdik.

We kept them quiet.
Biz onları sessiz tuttuk.

We kept quiet.
Biz sessiz kaldık.

We're quiet.
Biz sessiziz.

Be quiet while we're eating.
Biz yemek yerken sessiz ol.

This room is quiet.
Bu oda sessiz.

You're awfully quiet this morning.
Bu sabah çok sakinsin.

You're awfully quiet today.
Bugün çok sakinsin.

Keep it quiet.
Bunu bir sır olarak saklayın.

You said it would be quiet here.
Burada sessiz olacağını söyledin.

Calvin Coolidge was quiet and plain-looking.
Calvin Coolidge sessiz ve sade görünümlüydü.

I need a quiet place to think.
Düşünmek için sessiz bir yere ihtiyacım var.

The neighbors told us to quiet down last night or they would call the police.
Dün gece komşular bize sessiz olmamızı yoksa polisleri arayacaklarını söylediler.

The surrounding area was very quiet.
Etraf çok sakindi.

When I'm home alone, the house is too quiet.
Evde yalnız olduğumda, ev çok sessiz.

Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more.
Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.

It is quiet here at night.
Geceleri burası sessizdir.

The youth was quiet.
Gençlik sessizdi.

On hearing the news, everybody became quiet.
Haberi duyunca, herkes sessizdi.

My dream is to live a quiet life in the country.
Hayalim kırsalda sakin bir hayat yaşamak.

My dream is to lead a quiet life in the country.
Hayalim kırsalda sakin bir hayata götürecek.

Be quiet, all of you.
Hepiniz sessiz olun.

All is quiet.
Her şey sakin.

Everything is quiet.
Her şey sessiz.

It was quiet all around.
Her yer sessizdi.

Everyone kept quiet.
Herkes sessiz kaldı.

Everyone, please be quiet.
Herkes, lütfen sakin olsun.

Hey guys, please be quiet.
Hey beyler, lütfen biraz sakin olun.

Jack is quiet now.
Jack şimdi sakin.

Rural environments are too quiet for me.
Kırsal ortamlar benim için çok sessiz.

The librarian told Tom and Mary to be quiet.
Kütüphaneci Tom ve Mary'ye sessiz olmalarını söyledi.

Kanazawa is a quiet city.
Kanazawa sakin bir şehirdir.

I wish you would be quiet.
Keşke sakin olsan.

You must be absolutely quiet.
Kesinlikle sessiz olmalısın.

Please be quiet, everybody.
Lütfen herkes sessiz olsun.

Please keep quiet.
Lütfen sessiz durun.

Please stay quiet.
Lütfen sessiz kal.

Please be quiet.
Lütfen sessiz olun.

Please be quiet so you don't wake Tom up.
Lütfen Tom'u uyandırmamak için sessiz ol.

I kept as quiet as possible.
Mümkün olduğu kadar sessiz durdum.

Why are you so quiet?
Neden çok sessizsin?

Why is he so quiet?
Neden bu kadar sessiz?

Why's everybody so quiet?
Neden herkes böyle sessiz?

Why don't you be quiet?
Niçin sakin olmuyorsun?

It's a very quiet room.
O çok sessiz bir oda.

He told us to keep quiet.
O bize sessiz kalmamızı söyledi.

He was ill, and so they were quiet.
O hastaydı ve bu yüzden onlar sessiz kaldılar.

He is a quiet man.
O sakin bir adam.

She is a quiet woman.
O sessiz bir kadın

She's a quiet person.
O sessiz bir kişi.

She is quiet.
O sessizdir.

She lived a quiet life in the country.
O, kırsalda sakin bir hayat yaşadı.

He used to be a quiet man.
O, sakin bir adamdı.

She prefers quiet music.
O, sakin müziği tercih ediyor.

She kept quiet.
O, sessiz kaldı.

The boy stayed quiet.
Oğlan sessiz kaldı.

The room was quiet.
Oda sessizdi.

I told him to be quiet.
Ona sakin olmasını söyledim.

They're both quiet.
Onların her ikisi de sessiz.

Quiet him down, will you?
Onu sakinleştirin, olur mu?

It became quiet again in the forest.
Ormanda ortalık tekrar sessiz oldu.

Sit down and be quiet.
Otur ve sakin ol.

The classroom was quiet.
Sınıf sessizdi.