Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Genç olan Younger kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Younger ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Younger kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

"Who is younger, Hanako or Taro?" "Taro is."
"Kim daha genç, Hanako mu yoksa Taro mu?""Taro."

Of the two girls, she is the younger.
İki kızdan, o daha gençtir.

The actress looks younger than she really is.
Aktris gerçekte olduğundan daha genç görünüyor.

My mother is two years younger than my father.
Annem babamdan iki yaş daha gençtir.

The same thing holds good for the younger generation.
Aynı şey daha genç nesil için söylenebilir.

My father is two years younger than my mother.
Babam annemden iki yaş daha küçük.

I was like that when I was younger.
Ben daha gençken böyleydim.

I am four years younger than him.
Ben ondan dört yaş daha küçüğüm.

I am 4 years younger than him.
Ben ondan dört yaş küçüğüm.

I'm younger than he is.
Ben ondan daha gencim.

I'm three years younger than Tom.
Ben Tom'dan üç yaş daha küçüğüm.

Younger Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

He is younger than me by three years.
Benden üç yaş daha genç.

She's five years younger than me.
Benden beş yaş daha gençtir.

You're no younger than I am.
Benden daha genç değilsin.

I have an older brother and a younger sister.
Bir ağabeyim ve küçük bir kız kardeşim var.

I have one elder brother and a younger sister.
Bir ağabeyim ve bir küçük kız kardeşim var.

I have an older brother and two younger sisters.
Bir ağabeyim ve iki küçük kız kardeşim var.

I have one older brother and one younger sister.
Bir ağabeyim ve küçük bir kız kardeşim var.

We cannot distinguish her from her younger sister.
Biz onu küçük kız kardeşinden ayırt edemeyiz.

It makes you look younger.
Bu seni daha genç gösteriyor.

I realize that this may sound crazy, but I think I've fallen in love with your younger sister.
Bunun delice görünebileceğinin farkındayım fakat sanırım senin küçük kızkardeşine aşık oldum.

Cookie is ten years younger than Kate.
Cookie Kate'ten on yaş daha gençtir.

Don't pick on younger kids.
Daha genç çocuklarla uğraşmayın.

You look younger.
Daha genç görünüyorsun.

There is no returning to our younger days.
Daha genç günlerimize geri dönüş yoktur.

The younger generation looks at things differently.
Daha genç kuşak şeylere farklı şekilde bakar.

When I was younger, I thought I could do anything.
Daha gençken her şeyi yapabildiğimi düşündüm.

Tom had dark black hair when he was younger.
Daha gençken Tom'un siyah saçı vardı.

If you change your hairstyle, you could look ten years younger.
Eğer saç stilinizi değiştirirseniz on yaş daha genç görünebilirsiniz.

Edward is younger than Robert.
Edward Robert'tan daha gençtir.

Boys tend to look down on their younger sisters.
Erkek çocukları küçük kız kardeşlerine tepeden bakma eğilimindedir.

My younger brother is two years older than me, but three centimetres shorter.
Erkek kardeşim benden iki yaş büyüktür, ama üç santim kısadır.

It's been three years since my younger sister got married.
Genç kız kardeşim evleneli üç yıl oldu.

I was able to swim faster when I was younger.
Gençken daha hızlı yüzebilirdim.

I played the trombone when I was younger.
Gençken trombon çalardım.

John is my younger brother.
John benim küçük erkek kardeşim.

John is not as old as Bill; he is much younger.
John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.

His girlfriend is younger than him.
Kız arkadaşı ondan daha genç.

My younger brother is taller than me.
Küçük erkek kardeşim benden daha uzun.

My younger brother is taller than I am.
Küçük erkek kardeşim benden daha uzundur.

My younger brother used to often stay up all night reading novels.
Küçük erkek kardeşim romanlar okuyarak bütün gece ayakta kalırdı.

My younger brother watches TV.
Küçük erkek kardeşim TV izler.

My younger brother is watching TV.
Küçük erkek kardeşim TV izliyor.

My younger brother is learning to read English.
Küçük erkek kardeşim, İngilizce okumayı öğreniyor.

I get along with my younger brother.
Küçük erkek kardeşimle iyi geçiniyorum.

I've always wanted to meet your younger brother.
Küçük erkek kardeşinle her zaman tanışmak istedim.

He was mistaken for his younger brother.
Küçük erkek kardeşiyle karıştırıldı.

My younger sister didn't say "hello."
Küçük kız kardeşim "merhaba" demedi.

My younger sister is famous.
Küçük kız kardeşim ünlüdür.

My younger sister went to Kobe yesterday.
Küçük kız kardeşim dün Kobe'ye gitti.

My younger brother swims every day in the summer.
Küçük kardeşim yazın her gün yüzer.

The actress looks younger than she really is.
Kadın oyuncu, olduğundan daha genç gözüküyor.

I wish I were younger.
Keşke daha genç olsam.

I wish I had studied French harder when I was younger.
Keşke daha gençken daha sıkı Fransızca çalışsaydım.

I wish Tom were my younger brother.
Keşke Tom benim küçük erkek kardeşim olsa.

Who is younger, him or me?
Kim daha genç, o mu yoksa ben mi?

My husband ran off with someone younger.
Kocam daha genç biriyle kaçtı.

Lucy's mother told her to look after her younger sister.
Lucy'nin annesi ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.

Lucy's mother told her to take care of her younger sister.
Lucy'nin annesi, ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.

The scenery carried me back to my younger days.
Manzara beni daha genç günlerime geri götürdü.

Mary was dating a younger man.
Mary daha genç bir adamla çıkıyordu.

Mary is Tom's younger sister.
Mary Tom'un küçük kız kardeşidir.

He's very young. He's much younger than Tom.
O çok gençtir. O, Tom'dan çok daha gençtir.

When I hear that song, I remember my younger days.
O şarkıyı duyduğumda, gençlik günlerimi hatırlarım.

She's not much younger than me.
O benden çok da genç değil.

She's five years younger than I am.
O benden beş yaş daha genç.

He's younger than me.
O benden daha genç.

She is younger than me.
O benden daha genç.

She's younger than me.
O benden daha genç.

He's two years younger than I.
O benden iki yaş küçük.

He's two years younger than me.
O benden iki yaş küçüktür.

He's three years younger than my older brother.
O benim ağabeyimden üç yaş daha genç.

It's my younger brother's.
O benim genç erkek kardeşimin.

He's my younger brother.
O benim küçük erkek kardeşimdir.

She wants to look younger.
O daha genç görünmek istiyor.

She's five years younger than he is.
O ondan beş yaş daha genç.

She's younger than him.
O ondan daha genç.

We were younger then.
O zaman daha gençtik.

She is five years younger than me.
O, benden beş yaş küçük.

He is five years younger than me.
O, benden beş yaş küçük.

That's my younger sister's photograph.
O, benim küçük kız kardeşimin fotoğrafıdır.

She dumped him for a younger man.
O, daha genç bir adam için onu terk etti.

She helped her younger brother finish his picture.
O, küçük erkek kardeşine resmini bitirmesi için yardım etti.

She helped her younger brother with his homework.
O, küçük erkek kardeşinin ev ödevine yardım etti.

He is engaged to my younger sister.
O, küçük kız kardeşimle nişanlıdır.

She's two years younger than him.
O, ondan iki yaş daha gençtir.

He's much younger than Tom.
O, Tom'dan çok daha gençtir.

She is much younger than Tom.
O, Tom'dan çok daha gençtir.

She's five years younger than him.
Ondan beş yaş daha gençtir.

Are you younger than him?
Ondan daha genç misin?

I'm two years younger than he is.
Ondan iki yaş daha gencim.

You can't mistake him for his younger brother.
Onu kardeşiyle karıştırman mümkün değil.

Her name was Linda, and she was a year younger than Tony.
Onun adı Linda idi ve o, Tony'den bir yaş daha gençti.

I thought he was my younger brother.
Onun erkek kardeşim olduğunu düşündüm.

His younger brother went to Shanghai the day before yesterday.
Onun küçük erkek kardeşi önceki gün Şanghay'a gitti.

I expect him to take care of my younger brother.
Onun küçük erkek kardeşime bakacağını umuyorum.

I like her younger sister very much.
Onun küçük kız kardeşini çok severim.

You must keep in mind that she's much younger than you.
Onun senden daha genç olduğunu unutmamalısın.

Her new hair-do made her look younger.
Onun yeni saç-yapımı daha genç görünmesine neden oldu.

Sam is two years younger than Tom.
Sam Tom'dan iki yaş daha gençtir.