Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Henüz olan Yet kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Yet ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Yet kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

I'm not yet used to writing business letters.
İş mektubu yazmaya henüz alışkın değilim.

The Second World War was not yet over.
İkinci Dünya Savaşı henüz bitmedi.

I have not yet finished my supper.
Akşam yemeğimi henüz bitirmedim.

He has yet to get in touch with his mother.
Annesiyle henüz bağlantı kurdu.

I am not sure yet if I will go to a university or get a job.
Üniversiteye mi gideceğimden ya da bir işe mi gireceğimden henüz emin değilim.

I haven't decided yet whether I'll go to college or get a job.
Üniversiteye mi gideceğime yoksa bir iş mi bulacağıma henüz karar vermedim.

At present, consensus has yet to be reached.
Şu anda, yinede görüş birliğine varılmalı.

I am yet older than he is.
Ben, ondan henüz daha büyüğüm.

My time has not yet come.
Benim zamanı henüz gelmedi.

You're not old enough yet get to a driver's license.
Bir ehliyet almak için henüz yeterince büyük değilsin.

We don't have enough information yet to make a decision.
Bir karar vermek için henüz yeterli bilgimiz yok.

Yet Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

I have not yet collected sufficient materials to write a book.
Bir kitap yazmak için henüz gerekli malzemeleri toplamadım.

I speak French a little, but I'm not yet very good at it.
Biraz Fransızca konuşurum fakat henüz onda çok iyi değilim.

I haven't told the kids yet that we're getting divorced.
Boşandığımızı çocuklara henüz söylemedim.

He hasn't yet turned in the report this month.
Bu ay henüz raporu teslim etmedi.

I haven't checked my messages yet this morning.
Bu sabah mesajlarımı henüz kontrol etmedim.

I haven't told anybody yet what I found.
Bulduğumu henüz birine söylemedim.

I was tempted to go swimming even though the lifeguard was not yet on duty.
Cankurtaran henüz görevde olmamasına rağmen yüzmeye gitmeye teşvik edildim.

He promised to return and yet he didn't.
Dönmek için söz verdi ve henüz dönmedi.

The idea is good. There is just one problem: Tom has not yet said yes.
Düşünce iyi. Sadece bir problem var: Tom henüz evet demedi.

She grew up near the sea, yet she hates swimming.
Denize yakın yerde büyüdü fakat yüzmekten nefret eder.

The last I heard, Tom and Mary haven't yet decided where to go on their honeymoon.
Duyduğum son şey Tom ve Mary balaylarında nereye gideceklerine henüz karar vermediler.

The apple is not yet ripe.
Elma henüz olgun değil.

I believe Elvis yet lives.
Elvis'in şu anda yaşadığına inanıyorum.

My brother is not yet in school.
Erkek kardeşim henüz okulda değil.

Apparently, Tom hasn't yet told Mary what happened.
Görünüşe göre, Tom Mary'ye henüz ne olduğunu söylemedi.

Mr Smith has not turned up yet though he promised to come.
Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.

We have not yet discussed which method is better.
Hangi yöntemin daha iyi olduğunu henüz tartışmadık.

We have not yet succeeded.
Henüz başarılı olmadık.

We have not yet begun to fight.
Henüz dövüşmeye başlamadık.

We don't yet know the side effects of the drug.
Henüz ilacın yan etkilerini bilmiyoruz.

I have yet to find a perfect husband.
Henüz mükemmel bir kocayla karşılaşmadım.

I was not yet born when a war between Japan and the U.S. broke out in December 1941.
Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bir savaşın patlak verdiği Aralık 1941'de henüz doğmamıştım.

Jim is not yet used to driving on the left side of the road.
Jim henüz yolun sol tarafında sürmeye alışkın değil.

Seeing the face of his wife covered in green spots, he had a heart attack. Yet another victim of the killer cucumber!
Karısının yeşil noktalarla kaplanmış yüzünü görünce kalp krizi geçirdi. Katil salatalığın bir kurbanı daha!

The committee has not yet arrived at a decision.
Komite henüz bir karara varmadı.

The concert hasn't yet begun.
Konser henüz başlamadı.

I haven't yet decided what to do.
Ne yapacağıma henüz karar vermedim.

He has not yet succeeded.
O henüz başarmadı.

It's not yet a big enough scandal.
O henüz yeterince büyük bir skandal değil.

She doesn't yet know the truth.
O, henüz gerçeği bilmiyor.

He doesn't yet know the truth.
O, henüz gerçeği bilmiyor.

She's not yet heard the news.
O, henüz haberi duymadı.

She borrowed the book from him many years ago and hasn't yet returned it.
O, yıllar önce ondan kitabı ödünç aldı ve onu henüz iade etmedi.

What isn’t yet may later be.
Olmayan şey, daha sonra olabilir.

I lent him a book, but he has not yet given it back.
Ona bir kitap ödünç verdim ama o hala geri vermedi.

They have not yet heard of it.
Onlar onu henüz duymadılar.

They haven't yet resolved their problems, but at least they're discussing them.
Onlar sorunlarını henüz çözemediler ama en azından onları ele alıyorlar.

If you can't explain it easily, you don't yet understand it.
Onu kolaylıkla açıklayamıyorsan, onu hâlâ anlamıyorsun.

Our plans are not yet concrete.
Planlarımız henüz somut değil.

The police haven't yet caught the person who committed this hideous crime.
Polis henüz bu korkunç suçu işlemiş kişiyi yakalamış değil.

The report has yet to be confirmed.
Rapor henüz teyit edilmek zorunda.

Robert has not yet been late for a meeting.
Robert toplantı için henüz geç kalmadı.

I don't have enough information yet to make a good decision.
Sağlıklı bir karar vermek için yeterli bilgim yok.

I was just wondering why you haven't yet turned in your homework assignment.
Sadece ev ödevinizi henüz niçin teslim etmediğinizi merak ediyordum.

He is yet to know the truth.
Sonunda gerçeği öğrenecek.

The wind blew harder yet when we reached the top of the hill.
Tepenin üstüne ulaştığımızda rüzgar daha da sert esti.

Tom isn't yet old enough to get a driver's license.
Tom ehliyet almak için henüz yeterince yaşlı değil.

Tom isn't sure yet whether he'll go or not.
Tom gidip gitmeyeceğinden henüz emin değil.

Tom has not yet returned.
Tom henüz dönmedi.

Tom hasn't changed his mind yet and isn't very likely to ever change it.
Tom henüz fikrini değiştirmedi ve onu değiştirmek pek olası değil.

Tom has not yet arrived.
Tom henüz gelmedi.

Tom doesn't yet know whether he can go or not.
Tom henüz gidip gidemeyeceğini bilmiyor.

Tom hasn't yet made up his mind.
Tom henüz karar vermedi.

Tom hasn't yet been informed of our decision.
Tom henüz kararımızdan bilgilendirilmedi.

Even though Tom hadn't yet opened the box, he had a good idea what was inside.
Tom henüz kutuyu açmamasına rağmen içinde ne olduğuna dair iyi bir fikri vardı.

Tom is not yet able to swim.
Tom henüz yüzemiyor.

Tom isn't yet ready to receive visitors.
Tom henüz ziyaretçi kabul etmek için hazır değil.

Tom hasn't found out yet what Mary did.
Tom Mary'nin ne yaptığını henüz öğrenmedi.

Tom wanted to give Mary a chance to explain why she hadn't yet done the work.
Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.

Tom hasn't yet told Mary about what happened?
Tom ne olduğunu henüz Mary'ye söylemedi.

Tom doesn't yet know exactly when he'll leave.
Tom ne zaman gideceğini henüz tam olarak bilmiyor.

Tom's third marriage was unhappy and he was considering yet another divorce.
Tom'un üçüncü evliliği mutsuzdu ve hâlâ bir kez daha boşanmayı düşünüyordu.

Tom's eyes weren't yet accustomed to the dark, so he couldn't see a thing.
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.

Tom doesn't have enough money yet to buy the car he wants.
Tom'un henüz istediği arabayı almak için yeterli parası yok.

I've been studying French for a long time, but I'm not yet fluent.
Uzun süredir Fransızca öğreniyorum ama henüz akıcı değilim.

If you don't yet know how to swim, you should learn.
Yüzmeyi bilmiyorsan öğrenmelisin.

The wound is not yet healed.
Yara henüz iyileşmedi.

The wound has not yet healed.
Yara henüz iyileşmedi.

We have yet to learn the truth.
Yine de gerçeği öğrenmek zorundayız.

You will yet regret it.
Yine de ona pişman olacaksın.

"I am in the presence of the Ghost of Christmas Yet To Come?" said Scrooge.

"Mary earns ten times as much as I do," complained Tom "and yet she expects me to pay half of the household expenses."

"Once is like never," implied the young lady. Yet the gynecologist implied: "twins."

A new study suggests that human life expectancy does not yet appear to be reaching a natural limit, with ever more people reaching old age and still maintaining their independence.

A true German can't stand the French, yet willingly he drinks their wines.

According to the file you gave us, Tom hasn't yet graduated from high school.

According to the vice president, the company has yet to receive a contract from a foreign company.

And to those Americans whose support I have yet to earn, I may not have won your vote tonight, but I hear your voices.

And to those Americans whose support I have yet to earn, I may not have won your vote tonight, but I hear your voices. I need your help. And I will be your president, too.

And with me, we are yet one more.

And yet he could pass the exam.

And yet it moves!

And yet the large blocks of stone are fitted together so closely that you cannot put in the point of a knife between them.

And yet this is sheer hard work.

As far as I know, she has not yet married.

As far as I know, she's not yet married.

As of yet there has been no empirical research done on this subject.

As yet he has not succeeded.

As yet we have not made any plans for the holidays.