Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Yıl olan Years kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Years ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Years kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

"I want to talk to your grandfather." "That's not possible, he died a few years back."
"Büyükbabanla konuşmak istiyorum." "Bu olanaksız, çünkü o birkaç yıl önce öldü. "

"How old are you?" "I'm 16 years old."
"Kaç yaşındasın?" "On altı yaşındayım."

I teach kids from nought to five years old.
0-5 yaş grubu çocuklara öğretmenlik yapıyorum.

I saw him for the first time in 10 years.
10 yıldan beri onu ilk kez gördüm.

I've been flying commercial jets for 13 years.
13 yıldır ticari jet uçuruyorum.

I have been a teacher for 15 years.
15 yıldır öğretmenlik yapıyorum.

I am 18 years old.
18 yaşındayım.

I am nineteen years old.
19 yaşındayım.

I am 19 years old.
19 yaşındayım.

I married when I was 19 years old.
19 yaşındayken evlendim.

I got married when I was 19 years old.
19 yaşındayken evlendim.

Years Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

The 1960s were years of protest and reform.
1960'lar protesto ve reform yıllarıdır.

It's quite difficult to master French in 2 or 3 years.
2 ya da 3 yılda Fransızcada uzmanlaşmak oldukça zordur.

I was born 20 years ago.
20 yıl önce doğdum.

He retired from the army 20 years ago.
20 yıl önce ordudan emekli oldu.

He entered civil service 20 years ago right after college.
20 yıl önce,kolejin hemen adından kamu hizmetine girdi.

They have been married for twenty years.
20 yıldır evliler.

I am 20 years old.
20 yaşındayım.

I am 24 years old.
24 yaşındayım.

I'm 25 years old.
25 yaşındayım.

I have been working for this newspaper for 4 years.
4 yıldır bu gazete için çalışıyorum.

I have lived here a little over 60 years.
60 yılın biraz üzerinde bir süredir burada yaşıyorum.

Though he is more than sixty years old, he looks young.
60 yaşından fazla olmasına rağmen o hala genç görünüyor.

They broke up after 7 years of marriage.
7 yıllık evlilikten sonra ayrıldılar.

Sentence Number 888,888 will bring its owner years of happiness.
888.888 numaralı cümle, sahibine mutlu yıllar getirecek.

Picasso kept drawing pictures until he was 91 years old.
91 yaşında kadar Picasso resim çizmeye devam etti.

Years intervene between the two incidents.
İki olay arasında yıllar geçer.

I have been studying German for two years.
İki senedir Almanca öğreniyorum.

He was raised to the rank of colonel two years ago.
İki yıl önce albay rütbesine yükseltildi.

She visited Kanazawa two years ago.
İki yıl önce Kanazawa'yı ziyaret etti.

He had his wife die two years ago.
İki yıl önce karısını öldürttü.

Since my brother died suddenly two years ago, my sister-in-law has valiantly kept going the small jewellery store he left her.
İki yıl önce kardeşimin ansızın ölmesinden beri, yengem onun kendisine bıraktığı küçük mücevher dükkanına gitmeye devam etti.

I went to Obihiro two years ago.
İki yıl önce Obihiro'ya gittim.

I lived in Sasayama two years ago.
İki yıl önce Sasayama'da yaşadım.

I don't remember seeing you two years ago.
İki yıl önce seni gördüğümü hatırlamıyorum.

I quit smoking two years ago.
İki yıl önce sigara içmeyi bıraktım.

He gave up smoking two years ago.
İki yıl önce sigarayı bıraktı.

He died of old age two years ago.
İki yıl önce yaşlılıktan öldü.

She will become a doctor in two years.
İki yıl içinde bir doktor olacak.

I'll get my diploma in two years.
İki yıl içinde diplomamı alacağım.

I hadn't spoken to Tom in two years.
İki yıl içinde Tom'u görmedim.

I saw a movie for the first time in two years.
İki yılda ilk kez bir film izledim.

I've been a teacher for two years.
İki yıldır öğretmenlik yapıyorum.

I've been living in Kassel for two years and still haven't been to Herkules.
İki yıldır Kassel'de yaşamaktayım ve hâlâ Herkules'e gidemedim.

I have known her for two years.
İki yıldır onu tanımaktayım.

I have known him for two years.
İki yıldır onu tanıyorum.

She introduced her sister to him more than two years ago.
İki yıldan daha önce o, kız kardeşini ona tanıttı.

The first edition was published ten years ago.
İlk baskı on yıl önce yayınlandı.

The first few years were difficult.
İlk birkaç yıl zordu.

I first met him three years ago.
İlk olarak ona üç yıl önce rastladım.

Elementary school children go to school for a term of six years.
İlkokul çocukları, altı yıllık bir dönem için okula giderler.

It's been six years since I started to study English.
İngilizce çalışmaya başlayalı altı yıl oldu.

It's already been five years since we began to study English.
İngilizce çalışmaya başlayalı zaten beş yıl oldu.

If it's not from Scotland and it hasn't been aged at least twelve years, then it isn't whisky.
İskoçyalı ve en az on iki yıllık değilse, o zaman viski değildir.

Believe it or not, Tom is 70 years old.
İster inan ister inanma, Tom 70 yaşında.

I admit that, without him, those ten years of my life would have been empty and without goals.
İtiraf ediyorum, o olmadan yaşamımın bu on yılı boş ve amaçsız olurdu.

The number of employees doubled in ten years.
Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.

The nuclear family is a young prejudice; in fact, families have only been built around the few immediate members in the last 50 or 60 years of relative wealth.
Çekirdek aile genç bir önyargıdır; aslında, aileler sadece göreli zenginliğin son 50 ya da 60 yılı içinde birkaç yakın üyenin etrafında inşa edilmiştir.

China was isolated for hundreds of years.
Çin yüzlerce yıldır soyutlanmıştır.

Two years ago I went to China.
Çin'e iki yıl önce gittim.

"How old is she?" "She is twelve years old."
“O kaç yaşında?” “Oniki yaşında.”

The poet lived here some twenty odd years.
Şair, yirmi küsur yıl burada yaşadı.

My brother is two years older than I am.
Ağabeyim benden iki yaş büyüktür.

In the United States, a census takes place every ten years.
ABD'de nüfus sayımı her on yılda bir yapılır.

Her older brother is two years older than I.
Abisi benden iki yaş büyük.

The man controlled the country for fifty years.
Adam elli yıl ülkeyi yönetti.

Adams spent most of the war years in Europe.
Adams, savaş yıllarının çoğunu Avrupa'da geçirdi.

Applicants must be under thirty years old.
Adaylar otuz yaşın altında olmalılar.

The city isn't the one I left six years ago.
Şehir, benim altı yıl önce bıraktığım şehir değil.

My family have lived here for twenty years.
Ailem 20 yıldır burada yaşıyor.

My family has lived here for twenty years.
Ailem yirmi yıldır burada yaşıyor.

The definition of 'family' has changed over the years.
Ailenin tanımı yıllar içinde değişti.

We have been studying English for three years now.
Şimdi üç yıldır İngilizce eğitimi almaktayız.

We have lived in the U.S. for ten years now.
Şimdi on yıldır ABD'de yaşıyoruz.

I am 30 years old now.
Şimdi otuz yaşındayım.

The future of our company is at stake. We have been heavily in the red for the last couple of years.
Şirketimizin geleceği tehlikede. Son birkaç yıldır aşırı derecede borçluyuz.

The actor is two years senior to me.
Aktör benden iki yıl daha kıdemli.

We had known him for five years when he died.
Öldüğünde beş yıldır onu tanıyorduk.

Dick was ten years old when he died.
Öldüğünde Dick on yaşında idi.

We have lived in Osaka six years.
Altı yıl Osaka'da yaşadık.

He was re-elected six years later.
Altı yıl sonra yeniden seçildi.

I have been studying English for six years now.
Altı yıldır İngilizce çalışıyorum.

My uncle has been dead for three years.
Amcam öleli üç yıl oldu.

My uncle will have been in New York for two years next month.
Amcam gelecek ay iki yıldır New York'ta yaşıyor olacak.

My uncle died of cancer two years ago.
Amcam iki yıl önce kanserden vefat etti.

My uncle lived in Washington, D. C. for two years.
Amcam iki yıl Vaşington'da yaşadı.

My uncle has lived in Paris for ten years.
Amcam Paris'te on yıl yaşadı.

My uncle lived abroad for many years.
Amcam yıllarca yurt dışında yaşadı.

Your uncle and I have known each other for many years.
Amcan ve ben yıllardır birbirimizi tanırız.

America's Civil War lasted four years.
Amerika İç Savaşı dört yıl sürdü.

Ten years have passed since he went to America.
Amerika'ya gitmesinin üzerinden on yıl geçti.

I do not want to waste the best years of my life for you.
Ömrümün en iyi yıllarını senin için harcamak istemiyorum..

Next month it'll be five years since he began playing the violin.
Önümüzdeki ay keman çalmaya başlayalı beş yıl olacak.

She will be seventeen years old next February.
Önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşında olacak.

I will be sixteen years old next year.
Önümüzdeki yıl on altı yaşında olacağım.

I was three years old when my mother died.
Annem öldüğünde üç yaşındaydım.

My mother has five more years than my father.
Annem babamdan beş yaş büyük.

My mother is two years younger than my father.
Annem babamdan iki yaş daha gençtir.

My mom bought me this toy when I was eight years old.
Annem bu oyuncağı bana sekiz yaşımdayken aldı.

His mother died four years later.
Annesi dört yıl sonra öldü.