Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Ziyaret olan Visiting kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Visiting ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Visiting kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

Visiting people is nicer than being visited.
İnsanları ziyaret etmek ziyaret edilmekten daha hoştur.

Switzerland is a very beautiful country and well worth visiting.
İsviçre, çok güzel bir ülkedir ve ziyaret edilmeye değerdir.

The man is visiting Moscow.
Adam Moskova'yı görüyor.

Today's paper reports that the premier has given up the idea of visiting America.
Bügünkü gazete Başbakanın Amerikayı ziyaret etme fikrinden vazgeçtiğini bildiriyor.

I don't like visiting big cities.
Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.

The president put off visiting Japan.
Başkan Japonya ziyaretini erteledi.

The president was visiting France that month.
Başkan o ay Fransa'yı ziyaret ediyordu.

I lost no time in visiting my aunt in the hospital yesterday.
Ben, dün hiç zaman kaybetmeden teyzemi hastanede ziyaret ettim.

She made a point of visiting me.
Beni ziyaret etmeyi ilke edindi.

I'm visiting a friend of mine in hospital.
Benim bir arkadaşımı hastanede ziyaret ediyorum.

A circus is visiting the town.
Bir sirk, kenti ziyaret ediyor.

Visiting Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

I'll be visiting Japan again in a few years.
Birkaç yıl içerisinde Japonyayı tekrar ziyaret edeceğim.

Who is visiting us?
Bizi kim ziyaret edecek?

Boston is worth visiting more than once.
Boston bir kereden daha fazla ziyaret etmeye değer.

I'm looking forward to visiting Tom in Boston.
Boston'da Tom'u ziyaret etmeyi dört gözle bekliyorum.

I'm looking forward to visiting Boston.
Boston'u ziyaret etmeyi dört gözle bekliyorum.

I never go to London without visiting the British Museum.
British Museum'u ziyaret etmeden Londra 'ya asla gitmem.

I'm thinking of visiting you one of these days.
Bu günlerden birinde seni ziyaret etmeyi düşünüyorum.

The place is worth visiting twice.
Bu yer iki defa ziyaret etmeye değer.

This place is worth visiting twice.
Bu yer iki kez ziyaret etmeye değer.

I remember Fred visiting Kyoto with his mother.
Fred'in annesiyle birlikte Kyoto'u ziyaret edişini hatırlıyorum.

I'm very happy you'll be visiting Tokyo next month.
Gelecek ay Tokyo'yu ziyaret edeceğin için çok mutluyum.

I'm visiting a friend of mine in the hospital.
Hastanedeki bir arkadaşımı ziyaret ediyorum.

My hobby is visiting old temples.
Hobim eski tapınakları ziyaret etmektir.

How many people are you planning on visiting?
Kaç kişi ziyaret etmeyi planlıyorsun?

The ruins are worth visiting.
Kalıntılar görülmeye değerler.

I'm visiting my boyfriend in Canada.
Kanada'da sevgilimi ziyaret ediyorum.

Kuala Lumpur is worth visiting.
Kuala Lumpur ziyaret etmeğe değer.

Kyoto is worth visiting once.
Kyoto bir kez ziyaret etmeye değer.

Kyoto is worth visiting.
Kyoto ziyaret etmeye değer.

The museum is worth visiting.
Müze ziyaret etmeye değer.

Why are you visiting the United Kingdom?
Neden İngiltere'yi ziyaret ediyorsun?

New York is worth visiting.
New York ziyaret etmeye değer.

That museum is worth visiting.
O müze ziyaret etmeye değer.

It is worth visiting that museum.
O müzeyi ziyaret etmeye değer.

That place is worth visiting at least once.
O yer en az bir kez ziyaret etmeye değer.

That place is worth visiting twice.
O yer iki kez ziyaret etmeye değer.

She is visiting Paris.
O, Paris'i ziyaret ediyor.

I am looking forward to visiting your school.
Okulunu ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum.

We learned as much as possible about their culture before visiting them.
Onları ziyaret etmeden önce, kültürleri hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi sahibi olduk.

Her dream is visiting Paris.
Onun hayali Paris'i ziyaret etmek.

My plan is visiting old castles in Scotland.
Planım İskoçya'daki eski kaleleri ziyaret etmektir.

Rome is a city worth visiting.
Roma ziyaret etmeye değer bir şehirdir.

I think Boston is worth visiting.
Sanırım Boston ziyaret etmeye değer.

Why are you visiting us?
Sen neden bizi ziyaret ediyorsun?

Tom and I had dinner together when you and Mary were visiting Boston.
Sen ve Mary Boston'u ziyaret ederken Tom ve ben birlikte akşam yemeği yedik.

I don't know when I'll get around to visiting you.
Seni ziyarete gelmeye ne zaman fırsat bulacağımı bilmiyorum.

The Tanakas are visiting us this afternoon.
Tanaka ailesi bu öğleden sonra bizi ziyaret edecek.

Tom is visiting Boston.
Tom Boston'u ziyaret ediyor.

Tom is just visiting.
Tom sadece ziyaret yapıyor.

Visiting Tom was a lot of fun.
Tom'u ziyaret etmek çok eğlenceliydi.

Visiting Tom was a mistake.
Tom'u ziyaret etmek bir hataydı.

Visiting Tom was a good idea.
Tom'u ziyaret etmek iyi bir fikirdi.

Visiting a foreign country must be expensive.
Yabancı bir ülkeyi ziyaret etmek pahalı olmalı.

You're visiting a factory tomorrow, aren't you?
Yarın bir fabrikayı ziyaret edeceksin, değil mi?

The new museum is worth visiting.
Yeni müze ziyaret etmeye değer.

A party was held in honor of the visiting writer.

After a day of visiting the amusement park, the children fell asleep on the car ride home.

As kids we used to love visiting grandma because she always had a large tin of biscuits in her kitchen.

As long as I live, I will never forget visiting Rome.

Can I tell them you'll be visiting?

Do you mind my visiting you tomorrow?

Do you plan on visiting Tom this weekend?

He was visiting his foster mother.

He's considering visiting his uncle.

Her letter saved me the trouble of visiting her house.

How many days are you going to be visiting your hometown?

How should people prepare before visiting another country?

However it was not just me, there was one more person, no, one more creature visiting.

I am looking forward to visiting Britain once again.

I am on visiting terms with her.

I am on visiting terms with him.

I am visiting my friends.

I enjoy visiting exciting cities like New York, Chicago, and Boston.

I have neglected you so long that I feel a bit shy in visiting you.

I hope you can hold this position, so that the tower is still existing when I am visiting Italy in the summer.

I never go to Kyoto without visiting the Nanzenji Temple.

I understand you're visiting from America.

I was visiting Tom in Boston.

I would appreciate it if you could reserve a room at a convenient location for visiting your office.

I'll never forget visiting Paris last summer.

I'm batching it this weekend because my wife is visiting her brother in Frankfurt.

I'm looking forward to visiting my sister in Los Angeles.

I'm looking forward to visiting your country this winter.

I'm thinking about visiting my friend next year.

I'm visiting her; however, she is not at her house.

I'm visiting my grandmother in hospital.

I'm visiting my grandmother in the hospital.

I've been looking forward to visiting Boston.

It is worth visiting the temple.

It is worthwhile visiting that museum.

It is worthwhile visiting the museum.

It's worth visiting the exhibition - it's fantastic!

It's worthwhile visiting the old castles.

Nara is an old city worth visiting at least once in your life.

Of a visiting engineer, the young son of his Russian host said, "He knows all the hard words, but not the easy ones."

People visiting inmates in the prison were instructed to keep their hands in plain view at all times.

She is contemplating visiting Europe this summer.

She must be visiting England this summer.

She was visiting me regularly.