Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Olası olan Unlikely kelimesinin kullanıldığı toplam 0 adet cümle bulundu. Unlikely ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Unlikely kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

That's statistically unlikely, but not impossible.
İstatiksel olarak mümkün değil ama imkansız değil.

It's very unlikely that the teacher will believe Tom's excuse for not having his homework done on time.
Öğretmenin ev ödevini zamanında yapmadığı için Tom'un özrünü kabul etmesi çok zayıf bir olasılıktır.

I think it's unlikely that a situation like this one would ever occur again.
Böyle bir durumun tekrar olacağının olası olmadığını düşünüyorum.

I know that it is highly unlikely that we'll be able to sell all this stuff.
Bütün bu şeyleri satabileceğimizin oldukça olası olmadığını biliyorum.

I think it's highly unlikely that we'll be able to escape from this prison.
Ben bu hapishaneden kaçmayı başarabilmemizin pek olası olmadığını düşünüyorum.

I still think it's unlikely that he'll come today.
Ben hâlâ onun bugün geleceğinin olası olmadığını düşünüyorum.

I think it's highly unlikely that I'll ever see my stolen motorcycle again.
Ben, benim çalıntı motosikletimi tekrar görmemin pek olası olmadığını düşünüyorum.

I think it's highly unlikely that we'll ever get any help from the national government.
Ben, ulusal hükümetten herhangi bir yardım almamızın çok olası olmadığını düşünüyorum.

I think it's unlikely that Tom will marry Mary.
Bence Tom'un Mary ile evlenmesi olası değil.

I know that it is highly unlikely that you'd ever want to go out with me, but I still need to ask at least once.
Benimle çıkmak isteyeceğinizin pek olası olmadığını biliyorum fakat hâlâ en azından bir kez sormalıyım.

Unless you started learning English as a child, you're unlikely to ever sound like a native speaker.
Bir çocukken İngilizce öğrenmeye başlamazsan, bir yerli gibi konuşman olası değildir.

Unlikely Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

It's unlikely that a hacker could get into our website.
Bir bilgisayar korsanının web sitemize erişmesi muhtemel değil.

I think it's unlikely that the next model will be any better than this one.
Bir sonraki modelin bundan daha iyi olacağının olası olmadığını düşünüyorum.

I know that it is highly unlikely that anyone can help me.
Birinin bana yardım edebilmesinin pek olası olmadığını biliyorum.

I know that it is highly unlikely that anyone would be willing to help me.
Birinin bana yardım etmek için istekli olacağının oldukça olası olmayacağını biliyorum.

I know that it is highly unlikely that anyone knows me.
Birinin beni tanımasının oldukça olası olmadığını biliyorum.

I think it's unlikely that plants feel pain.
Bitkilerin acı hissetmesinin olası olmadığını düşünüyorum.

This story sounds very unlikely to me.
Bu hikaye bana pek olası görünmüyor.

That would be unlikely.
Bu olası olmaz.

That's very unlikely.
Bu pek olası değil.

I know that it is highly unlikely that we'll see any whales today.
Bugün balina görmemizin pek olası olmayacağını biliyorum.

It's unlikely that anything serious will happen.
Ciddi bir şey olma ihtimali var.

It's unlikely she's as stupid as you think.
Düşündüğün kadar aptal olması olası değil.

It's unlikely she's as clueless as you think.
Düşündüğün kadar salak olması olası değil.

I think it's unlikely that aliens similar to what we see in the movies have ever visited our planet.
Filmlerde gördüklerimize benzer uzaylıların şu ana kadar gezegenimizi ziyaret etmiş olmalarının olası olmadığını düşünüyorum.

I think it's unlikely that any store would sell this model for that price.
Herhangi bir mağazanın bu modeli o fiyata satacağının olası olmadığını düşünüyorum.

It seems unlikely that any society could completely dispense with myths.
Herhangi bir toplumun efsanelerinden tamamen vazgeçebilmesi olası görünmüyor.

The jewel was found in an unlikely place.
Mücevher beklenmedik bir yerde bulundu.

It seems unlikely.
Mümkün görünmüyor.

It's unlikely she's that stupid.
O kadar aptal olması olası değildir.

It's unlikely.
O olası değil.

That seems unlikely.
O pek mümkün görünmüyor.

He is seriously ill and unlikely to recover.
O, ağır hasta ve iyileşmesi olasılığı yok.

They're unlikely to get married.
Onların evlenmeleri olası değil.

That story of his sounds very unlikely.
Onun o hikayesi pek olası görünmüyor.

It's unlikely that he did anything wrong.
Onun yanlış bir şey yaptığı olası değil.

It's unlikely that the boss would consider giving Tom a raise.
Patronun Tom'a zam vermeyi düşünmesi pek olası değil.

It's so unlikely.
Pek mümkün değil.

I think it's unlikely that I'll be able to pass my driving test.
Sürücü sınavını geçebileceğimin mümkün olmadığını düşünüyorum.

I think that's highly unlikely.
Sanırım o büyük ölçüde mümkün değil.

I think it's unlikely that Tom would ever move.
Sanırım Tom'un şu ana kadar taşınması olası değil.

I think it's unlikely that Tom will come to the party alone.
Sanırım Tom'un partiye yalnız gelmesi mümkün değil.

I think it's highly unlikely that you'll be able to do that by yourself.
Senin onu tek başına yapabilmenin pek olası olmadığını düşünüyorum.

It's unlikely that our team will win.
Takımımızın kazanması pek olası değil.

Tom is unlikely to come by himself.
Tom muhtemelen kendi başına gelemez.

It's unlikely that anyone other than Tom would be interested in buying this.
Tom'dan başkasının bunu almayı istemesi pek olası değil.

It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.

It's very unlikely that Tom wrote this report.
Tom'un bu raporu yazmış olması çok zayıf bir olasılıktır.

It's unlikely that anyone besides Tom would consider taking that job.
Tom'un dışında birinin o işi almayı istemesi pek olası değil.

I think it's highly unlikely that Tom was not aware that he wouldn't be allowed to enter the museum without his parents.
Tom'un ebeveynleri olmadan müzeye girmesine izin verilmeyeceğinin farkında olmamasının pek mümkün olmadığını düşünüyorum.

It's very unlikely that Tom acts that way at home.
Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.

It's unlikely that Tom will ever return home.
Tom'un eve geri dönmesi olası değil.

It's highly unlikely that Tom will drink any beer.
Tom'un herhangi bir birayı içmesi oldukça olası değil.

It's very unlikely that Tom survived the crash.
Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.

It's very unlikely that Tom will be fired.
Tom'un kovulacak olması çok zayıf bir olasılıktır.

It's unlikely that Tom will ever learn to play the mandolin.
Tom'un mandolin çalmayı öğrenmesi pek olası değil.

It seemed unlikely that Tom wouldn't come to Mary's birthday party.
Tom'un Mary'nin doğum günü partisine gelmemesi olası görünmüyordu.

It's very unlikely that Tom will agree to work for that salary.
Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.

I think it's unlikely that Tom will get elected.
Tom'un seçilmesinin olası olmadığını düşünüyorum.

I think it's highly unlikely that Tom would be interested in buying your old MP3 player.
Tom'un senin eski MP3 çalıcını almakla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum.

It's very unlikely that any evidence will turn up to prove Tom's guilt.
Tom'un suçluluğunu ispat etmek için bir delil çıkması çok olası değil.

It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.

It's unlikely that Tom will attend the meeting.
Tom'un toplantıya katılması pek olası değil.

I think it's unlikely that Tom will be arrested.
Tom'un tutuklanmasının pek ihtimali olmadığını düşünüyorum.

I think it's highly unlikely that Tom will swim.
Tom'un yüzmesinin oldukça düşük bir ihtimal olduğunu düşünüyorum.

It's unlikely that Tom will get out of prison anytime soon.
Tom'un yakın zamanda hapishaneden çıkacağı olası değil.

It's unlikely that the meeting will start on time.
Toplantının zamanında başlaması olası değil.

I think it's unlikely that the next version of Windows will come out before the end of this month.
Windows'un bir sonraki sürümünün bu ayın sonundan önce çıkmasının olası olmadığını düşünüyorum.

A catamaran is unlikely to be capsized by wind, but a big enough rogue wave can do it.

A love story that unfolds between an unlikely pair, a public prosecutor from a good family and a modern high school girl.

And that's when the airlift began â?? when the largest and most unlikely rescue in history brought food and hope to the people of Berlin.

But it is unlikely that something is strange to everyone in every way.

But the possibility seems unlikely.

Dead-end jobs are not only unlikely to be lucrative over the long haul, they're unlikely to provide much scope for talent.

Everyone believes in victory, even when this is unlikely.

He struck up friendships with the most unlikely people.

He's unlikely to want to get involved.

He's unlikely to want to go.

I fell in love in an unlikely place.

I know that it's highly unlikely that I'll be able to convince you that you're wrong.

I still think it's unlikely that we'll ever find someone to replace Tom.

I still think it's unlikely that we'll find any evidence to prove Tom's guilt.

I think it's highly unlikely that Tom will be allowed to keep the gold that he found.

I think it's highly unlikely that Tom will drink any beer.

I think it's highly unlikely that Tom will eat the sandwich you made for him.

I think it's highly unlikely that Tom will ever be satisfied.

I think it's highly unlikely that Tom will ever face criminal charges.

I think it's highly unlikely that Tom will get custody of the kids.

I think it's highly unlikely that Tom will go bowling.

I think it's highly unlikely that Tom will show up today.

I think it's highly unlikely that Tom will take Mary to the party.

I think it's unlikely that the police will find Tom.

I think it's unlikely that Tom will get back in time for supper.

I think it's unlikely that Tom would be interested in buying your old MP3 player.

If a person has not had a chance to acquire his target language by the time he's an adult, he's unlikely to be able to reach native speaker level in that language.

If you should happen, by any unlikely chance, to know a man more blest in a laugh than Scrooge's nephew, all I can say is, I should like to know him too. Introduce him to me, and I'll cultivate his acquaintance.

If you weren't exposed to a language until you were an adult, you are very, very unlikely to ever sound like a native speaker of that language.

In the unlikely event that I failed, what would my parents say?

It is unlikely that she succeeded.

It is unlikely that such a cool headed person got upset.