Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Döndü olan Turned kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Turned ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Turned kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

I turned over the business to my son.
İşi oğluma devrettim.

Make sure that the lights are turned off before you leave.
Çıkmadan önce, ışıkların kapalı olduğundan emin olun.

Luckily, the weather turned out fine.
Çok şükür hava düzeldi.

Surprisingly enough, he turned out to be a thief.
Şaşırtıcı şekilde, onun bir hırsız olduğu ortaya çıktı.

Luck turned in my favor.
Şans benim lehine döndü.

All the leaves on the tree turned yellow.
Ağaçtaki tüm yapraklar sarardı.

The students turned in their term papers.
Öğrenciler dönem ödevlerini teslim ettiler.

The rumor of her death turned out false.
Öldüğü söylentisi yalanmış.

The main valve is turned off.
Ana vana kapalıdır.

The main tap is turned off.
Ana vana kapatılır.

The offer is too good to be turned down.
Öneri geri çevrilemeyecek kadar çok iyidir.

Turned Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

It was stupid of you to have turned down the offer.
Öneriyi geri çevirmen aptallıktı.

Because she was cold, she turned on the stove.
Üşüdüğü için, sobayı açtı.

I got cold, so I turned on the heater.
Üşüdüm, bu yüzden ısıtıcıyı açtım.

Feeling chilly, I turned on the heater.
Üşüyüp ısıtıcıyı açtım.

The car turned abruptly.
Araba aniden döndü.

The car turned right when it reached the corner.
Araba viraja gelince sağ tarafa döndü.

The soldiers turned traitor.
Askerler vatan haini çıktı.

What the lawyer had told me finally turned out to be false.
Avukatın bana söylediğinin yanlış olduğu sonunda ortaya çıktı.

I tossed and turned in bed all night.
Bütün gece yatakta döndüm durdum.

My father's head has turned gray.
Babamın başı grileşti.

Father's hair has turned gray.
Babamın saçı grileşti.

The leaves of the trees in the garden have turned completely red.
Bahçedeki ağaçların yaprakları tamamen kızardı.

I don't know when the machine must be turned off.
Ben makinenin ne zaman kapatılması gerektiğini bilmiyorum.

Tom was just sitting in dark when I entered the room and turned on the lights.
Ben odaya girdiğimde ve ışıkları açtığımda Tom karanlıkta oturuyordu.

I turned right.
Ben sağa döndüm.

He turned around when I called.
Ben seslendiğimde geriye döndü.

I turned to him for advice.
Ben tavsiye için ona döndüm.

I have turned 20.
Ben yirmiyi geçtim.

It turned out that I was right.
Benim haklı olduğum ortaya çıktı.

Bill turned on the television.
Bill televizyonu açtı.

Someone turned Tom in.
Biri Tom'u ihbar etti.

Someone turned the alarm off.
Birisi alarmı kapattı.

It feels like somebody's turned on the air conditioning.
Birisi klimayı açtı gibi geliyor.

We turned on the radio.
Biz radyoyu açtık.

He hasn't yet turned in the report this month.
Bu ay henüz raporu teslim etmedi.

Who turned this upside down?
Bunu kim baş aşağı çevirdi?

Carlos turned around.
Carlos döndü.

Cookie turned over in his sleep.
Cookie uykusunda döndü.

He turned around and looked back.
Döndü ve geriye baktı.

I turned in a paper yesterday.
Dün bir rapor teslim ettim.

She turned against her old friend.
Eski arkadaşına düşman oldu.

His old company gave him the shaft. But I admire the way he turned bad luck into good and did even better with his own business.
Eski şirketi ona kazık attı. Fakat onun kötü şansını iyiye çevirmesine ve kendi işinde daha da iyisini yapmasına hayranım.

She turned her old dress into a skirt.
Eski elbisesinden bir etek yaptı.

The price turned out to be lower than I thought.
Fiyat, sandığımdan daha da düştü.

The sky turned dark.
Gökyüzü karardı.

The sun having risen, I turned off the light.
Güneş doğduğu için, ışığı kapattım.

See if the gas is turned off.
Gazın kapalı olup olmadığına bak.

Mr Smith has not turned up yet though he promised to come.
Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.

I turned on the radio to listen to the news.
Haber dinlemek için radyoyu açtım.

She turned pale at the news.
Haber karşısında rengi soldu.

She turned pale when she heard that news.
Haberi duyduğunda benzi sarardı.

He turned pale when he heard that news.
Haberi duyduğunda sapsarı kesildi.

When she heard the news, she turned pale.
Haberi duyunca, benzi sarardı.

The news turned out to be true.
Haberin doğru olduğu çıktı.

Hanako turned out to be a surprisingly nice person.
Hanako'nun şaşırtıcı şekilde hoş bir insan olduğu ortaya çıktı.

The condition of the patient turned for the better.
Hastanın durumu daha iyiye doğru yöneldi.

His hands turned blue because it was so cold.
Hava çok soğuk olduğu için elleri morardı.

The weather turned bad.
Hava kötüleşti.

It was hot, so I turned on the fan.
Hava sıcaktı, bu yüzden fanı açtım.

He turned over a new leaf in life.
Hayatında beyaz bir sayfa açtı.

Tom and Mary both turned around to watch.
Hem Tom hem de Mary izlemek için geriye döndüler.

Have you turned off the gas yet?
Henüz gazı kapattın mı?

Hey. Who turned out the lights?
Hey. Işıkları kim kapattı?

He turned off the light and he went to bed.
Işığı kapattı ve yatmaya gitti.

The light turned red.
Işık kırmızıya döndü.

I turned on the lights.
Işıkları açtım.

Javier turned red.
Javier kızardı.

Jim turned the key in the lock.
Jim kilitin içinde anahtarı çevirdi.

I can't understand why John turned down a job as good as that.
John'un o kadar iyi bir işi niçin geri çevirdiğini anlayamıyorum.

Soon, their hunger turned to anger.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.

To put it briefly, she turned down his proposal.
Kısaca söylemek gerekirse, o, onun önerisini geri çevirdi.

The girl turned her back to the man.
Kız adama sırtını döndü.

She turned to the left at the corner.
Köşede sola döndü.

We turned left at the corner and drove north.
Köşede sola döndük ve kuzeye gittik.

I felt bad, so I was admitted into the hospital. However, it turned out that there was nothing really wrong with me.
Kötü hissediyordum, bu yüzden hastaneye kabul edildim. Fakat bende gerçekten sağlıksız bir şey olmadığı anlaşıldı.

Fate has turned in my favour.
Kader benim lehine döndü.

I turned the doorknob.
Kapı kolunu çevirdim.

Kathleen's statements turned out to be true.
Kathleen'in ifadelerinin gerçek olduğu çıktı.

I put the book down and turned on the light.
Kitabı indirdim ve ışığı açtım.

I turned off the lamp and went to sleep.
Lambayı kapadım ve uyudum.

I turned the lamp off and fell asleep.
Lambayı kapatıp uykuya daldı.

Lucy turned on the light switch.
Lucy ışık anahtarını açtı.

Our request for a pay raise was turned down.
Maaş zammı isteğimiz reddedildi.

Late in March 1841, his cold turned into pneumonia.
Mart 1841 sonlarına doğru onun soğuk algınlığı pnömoniye dönüştü.

Modern science has turned many impossibilities into possibilities.
Modern bilim birçok olanaksızlıkları olanaklı hale dönüştürmüştür.

Muiriel has turned twenty.
Muiriel yirmi yaşına girdi.

I turned off the tap.
Musluğu kapattım.

Why was I turned down for the job?
Neden iş için geri çevrildim?

That man was standing a little ways away, but he turned when he heard Tom shout.
O adam biraz uzak duruyordu, ama o Tom'un bağırdığını duyunca döndü.

He turned the key.
O anahtarı döndürdü.

She turned down my request.
O benim ricamı geri çevirdi.

She turned down my offer.
O benim teklifimi geri çevirdi.

She turned down my proposal.
O benim teklifimi geri çevirdi.

She turned around suddenly.
O birden döndü.

Today he turned forty.
O bugün kırk yaşına girdi.

He turned around.
O etrafına bakındı.

He turned a blind eye.
O görmezden geldi.

He promised to come, but hasn't turned up yet.
O gelmek için söz verdi, ama henüz dönmedi.

She turned around quickly.
O hızla arkaya döndü.