Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı çok olan Too kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Too ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Too kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

"How's it going?" "Not too bad."
"Nasılsın?" " Çok kötü değil."

"What do you mean?" Dima asked, but burped, for if he remained silent, this sentence would be too simple.
"Ne demek istiyorsun?" Dima sordu fakat geğirdi, zira o sessiz kalırsa, bu cümle çok basit olur.

"Paul is sick in bed today." "That's too bad."
"Paul bugün yatakta hasta." "Çok kötü."

"I guess it's too late now." "No, Tom. It's never too late!"
"Sanırım artık çok geç." "Hayır, Tom. Asla çok geç değildir!"

I think you've had too much to drink.
İçecek çok fazla şey aldığını düşünüyorum.

It's too sunny to stay inside.
İçeride kalmak için çok güneşli.

I don't think I can apply for a job anywhere. I'm too old.
İş için bir yere başvuramam sanırım.Çok yaşlıyım.

Is the job too much for you?
İş senin için çok fazla mıdır?

Is the work too hard for you?
İş senin için çok mu zor?

Don't come to work too late!
İşe çok geç gelme.

It's too hot for us to work.
İşe gitmemiz için hava çok sıcak.

Too Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

Two hours is too long to wait.
İki saat beklemek için çok uzundur.

He was too obstinate, but on the other hand he was reliable.
İnatçıydı ama diğer yandan güvenilirdi.

The English used in the composition is too good. She can't have written it herself.
İngilizce kompozisyon çok iyi. Onu kendisi yazmış olamaz.

English is too difficult for me to understand.
İngilizce, anlamam için çok zor.

The British acted too late.
İngilizler çok geç davrandı.

People don't usually swim around here. The water's not too clean.
İnsanlar buralarda genellikle yüzmezler. Su çok temiz değil.

You trust people too much.
İnsanlara çok güveniyorsun.

On the whole human beings want to be good, but not too good and not quite all the time.
İnsanoğlu genellikle iyi olmak ister fakat her zaman çok iyi ve sakin değil.

The rope was a couple of meters too short.
İp birkaç metre çok kısaydı.

It's too far to walk to the station, so let's take a bus.
İstasyon yürümek için çok uzak, bu nedenle bir otobüse binelim.

I'm too tired to do study.
Çalışma yapmak için çok yorgunum.

It is too hot a day for work.
Çalışmak için çok sıcak bir gün.

I was too tired to go on working.
Çalışmaya devam edemeyecek kadar yorgundum.

The bag was too heavy for me to carry by myself.
Çanta benim tek başıma taşıyamayacağım kadar çok ağırdı.

The bag was too heavy to carry.
Çanta taşınmayacak kadar çok ağırdı.

The bag was too heavy for me to move.
Çanta taşıyamayacağım kadar çok ağırdı.

My bag is too old. I must buy a new one.
Çantam çok eski. Yeni bir tane almalıyım.

You put too much sugar in your tea.
Çayına çok fazla şeker attın.

She was too short to see over the fence.
Çitin üzerinden göremeyecek kadar çok kısaydı.

Most blacks were too afraid to vote.
Çoğu siyahlar oy veremeyecek kadar çok korktular.

You expect too much of your child.
Çocuğunuzdan çok fazla şey bekliyorsunuz.

A child is spoiled by too much attention.
Çocuk çok fazla ilgi ile şımarır.

You are working too hard. Take it easy for a while.
Çok çalışıyorsun. Bir süre ağırdan al.

He worked too hard, and became sick.
Çok çalıştı, ve hasta oldu.

I wasn't too hungry.
Çok aç değildim.

You're too modest.
Çok alçakgönüllüsün.

I've said too much.
Çok şey söyledim.

You must go on a diet because you are too fat.
Çok şişman olduğun için bir rejime başlamalısın.

You're too big.
Çok büyüksün.

You're too generous.
Çok cömertsin.

You think too much!
Çok düşünüyorsun!

I shouldn't be too much longer.
Çok daha uzun olmamalıyım.

Don't be too sure.
Çok emin olma.

I don't want to get married too early.
Çok erken evlenmek istemiyorum.

You arrived too early.
Çok erken geldin.

You've come too early.
Çok erken geldin.

I work too much.
Çok fazla çalışırım.

You work too much.
Çok fazla çalışıyorsun.

You're working too hard. Take it easy for a while.
Çok fazla çalışıyorsun. Bir süre işi hafiften al.

I've been working too much.
Çok fazla çalışıyorum.

Don't work too hard!
Çok fazla çalışma!

It's way too heavy.
Çok fazla ağır.

I don't want to take too much advantage.
Çok fazla avantaj almak istemiyorum.

You shouldn't eat too much candy.
Çok fazla şeker yememelisin.

Don't expect too much.
Çok fazla şey bekleme.

Don't wait too long.
Çok fazla bekleme.

You put in too much pepper.
Çok fazla biber koydun.

You think too much.
Çok fazla düşünüyorsun.

We think too much and feel too little.
Çok fazla düşünüyoruz ve çok az hissediyoruz.

You must not eat too much ice-cream and spaghetti.
Çok fazla dondurma ve spagetti yememelisin.

You can't study too hard.
Çok fazla eğitim yapamazsın.

I party too much.
Çok fazla eğlenirim.

You party too much.
Çok fazla eğleniyorsun.

You worry too much.
Çok fazla endişeleniyorsun.

I am making too many mistakes.
Çok fazla hata yapıyorum.

You have too many likes and dislikes.
Çok fazla hoşlandığın hoşlanmadığın şeyler var.

It is dangerous to drink too much.
Çok fazla içki içmek tehlikelidir.

I didn't drink too much.
Çok fazla içmedim.

I drank too much and was unsteady on my feet.
Çok fazla içtim ve ayaklarımın üzerinde duramıyordum.

Am I asking for too much?
Çok fazla istiyor muyum?

You drink too much coffee.
Çok fazla kahve içiyorsun.

I've been drinking too much coffee.
Çok fazla kahve içiyorum.

Do not eat too much cake.
Çok fazla kek yeme.

He is a nice man, except that he talks too much.
Çok fazla konuşmasının dışında, iyi bir adam.

You talk too much.
Çok fazla konuşuyorsun.

You speak too much.
Çok fazla konuşuyorsun.

There are too many rules.
Çok fazla kural var.

Is eating too much fiber bad for you?
Çok fazla lif yeme sizin için zararlı mı?

How much is too much?
Çok fazla ne kadar?

Don't be too alarmed.
Çok fazla panik olmayın.

Don't spend too much money.
Çok fazla para harcama.

We have too many classes.
Çok fazla sınıfımız var.

I said too much.
Çok fazla söyledim.

Don't say too much.
Çok fazla söyleme.

I made too many Salisbury steaks.
Çok fazla sayıda Salisbury bifteği yaptım..

You smoke far too much. You should cut back.
Çok fazla sigara içiyorsun. Azaltmalısın.

It is not good for the health to smoke too much.
Çok fazla sigara içmek sağlık için iyi değil.

Don't smoke too much.
Çok fazla sigara içmeyin.

I ordered way too much. I don't think I can eat it all.
Çok fazla sipariş verdim. Onun hepsini yiyebileceğimi sanmıyorum.

Don't add too much salt.
Çok fazla tuz katmayın.

Why is eating too much salt bad for you?
Çok fazla tuz yemek sizin için niçin kötüdür?

Don't try too hard!
Çok fazla uğraşma!

Eating too much fat is supposed to cause heart disease.
Çok fazla yağ yemek kalp hastalığına sebep olmalı.

Don't get too near.
Çok fazla yaklaşma.

I ate way too much.
Çok fazla yedim.

Eating too much may lead to sickness.
Çok fazla yeme hastalığa neden olabilir.

Be sure not to eat too much.
Çok fazla yemediğinizden emin olun.

We ordered too much food.
Çok fazla yemek sipariş ettik.

He makes it a rule not to eat too much.
Çok fazla yemek yememeyi prensip edinir.