Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Diyor olan Says kelimesinin kullanıldığı toplam 1 adet cümle bulundu. Says ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Says kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

"Yes, orange juice please," says Mike.
"Evet, portakal suyu lütfen," diyor Mark.

"Says who?" "Says me."
"Kim söylüyor?" "Ben söylüyorum."

It says in the Bible, "Man shall not live on bread alone."
İncil'de, " İnsan yalnız ekmek ile yaşamayacak " diyor.

I asked around and everybody says Tom is a good guy.
Çevreye sordum ve herkes Tom'un iyi bir adam olduğunu söylüyor.

He says he likes flowers.
Çiçeklerden hoşlandığını söylüyor.

My child cannot say "Kinpira style sauteed Gobo", he always says "Pinkira style sauteed Bogo" instead.
Çocuğum "Kinpira stili Gobo sote" diyemiyor, her zaman bunun yerine "Pinkira stili Bogo tose" diyor.

You should attend more to what your teacher says.
Öğretmenin söylediklerine daha fazla dikkat etmelisin.

That's what my mom always says.
Annem de hep bunu der.

Mom says you should get out of bed.
Annem yataktan kalkmak gerektiğini söylüyor.

Idiot! She's not being honest when she says she loves you. Haven't you figured it out yet? She's just a gold digger.
Aptal! Seni sevdiğini söylediğinde dürüst olmuyor. Hâlâ anlamadın mı? O, tam bir altın arayıcısı.

My friends always say I'm too calm, but my family always says I'm too annoying.
Arkadaşlarım her zaman benim sakin olduğumu söyler fakat ailem her zaman can sıkıcı olduğumu söyler.

You can't believe anything that guy says.
Şu adamın söylediği bir şeye inanamazsın.

What's important now is that you listen to what Tom says.
Şu anda önemli olan Tom'un söylediklerini dinlemendir.

Anyone who says so is a liar.
Öyle diyen biri bir yalancıdır.

Whoever says so is a liar.
Öyle söyleyen yalancıdır.

I met an old man who says that he's never eaten at a restaurant in his whole life.
Bütün hayatı boyunca restoranda hiç yemek yemediğini söyleyen bir adamla tanıştım.

My grandfather says he's too old to swim.
Büyük babam yüzemeyecek kadar çok yaşlı olduğunu söylüyor.

That's what my dad always says.
Babam da hep bunu der.

Don't pay any attention to what your father says.
Babanın söylediklerine kulak asma

I cannot trust what she says.
Ben onun söylediğine güvenemem.

I can't understand what she says.
Ben onun söylediğini anlayamıyorum.

All the members but me have faith in what he says.
Benden başka bütün üyelerin onun söylediğine inancı vardı.

Every member but me believes what he says.
Benden başka her üye onun söylediklerine inanır.

He says that he loves everything about me.
Benim hakkında her şeyi sevdiğini söylüyor.

I have a few essays to write by tomorrow.
Benim yarına kadar yazacak birkaç denemem var.

One professor says that even if Alex is using words, it's wrong to call it a language.
Bir profesör, Alex kelimeler kullanıyor olsa bile buna dil demenin yanlış olacağını söylüyor.

I've asked around and everybody says that we shouldn't trust you.
Birilerine sordum ve herkes sana güvenmememizi söylüyor.

This letter says that he will arrive on Monday.
Bu mektup onun pazartesi geleceğini söylüyor.

This letter says he is going to marry Grace next month.
Bu mektup, onun gelecek ay Grace'le evleneceğini söylüyor.

Today's paper says that a big typhoon is approaching.
Bugünkü gazete büyük bir tayfunun yaklaştığını söylüyor.

Today's paper says that a typhoon is coming.
Bugünkü gazete bir tayfun geldiğini söylüyor.

The World Health Organization says alcohol abuse is the third leading cause of death and disability in the world.
Dünya Sağlık Örgütü alkolün kötü kullanımının dünyada ölümün ve sakatlığın önde gelen üçüncü sebebi olduğunu söylüyor.

He says that he will study English harder.
Daha çok İngilizce çalışacağını söylüyor.

He says he has been to Hawaii before.
Daha önce Hawaii'de bulunduğunu söylüyor.

Some of the essays are very interesting.
Denemelerden bazıları çok ilginç.

He says what he thinks regardless of other people's feeling.
Diğer insanların duygusu ne olursa olsun, o düşündüğünü söyler.

The doctor says she suffers from rheumatism.
Doktor onun romatizmadan muzdarip olduğunu söyledi.

I don't care what the doctor says. I'm going to eat whatever I want.
Doktorların ne dediği umrumda değil. Ne istersem yiyeceğim.

If you'd listen a little more carefully to what the teacher says, you'd probably be able to understand.
Eğer öğretmenin söylediklerini dikkatli dinleseydin, büyük ihtimalle anlayabilirdin.

If you just listen to what the teacher says, you'll be able to become a good student.
Eğer öğretmenin söylediklerini dinlersen, iyi bir öğrenci olabilirsin.

My brother says he isn't afraid of the dark.
Erkek kardeşim karanlıktan korkmadığını söylüyor.

An old proverb says that time is money.
Eski bir atasözü zamanın nakit olduğunu söylüyor.

It says on the label to take two tablets.
Etikette iki tablet alınacağını söylüyor.

The landlord says he wants to raise the rent.
Ev sahibi kirayı yükseltmek istediğini söylüyor.

But Pepperberg says working with the parrot has already changed the way of looking at animals.
Fakat Pepperberg papağan ile çalışmanın daha şimdiden hayvanlara bakmanın şeklini değiştirdiğini söylüyor.

The newspaper says that he committed suicide.
Gazete onun intihar ettiğini söylüyor.

The newspaper says that the typhoon hit Kyushu.
Gazete tayfunun Kyushu'yu vurduğunu söylüyor.

Generally speaking, what she says is right.
Genelde, onun söylediği doğrudur.

The news says that there was a big earthquake in Greece.
Haber Yunanistan'da büyük bir deprem olduğunu söylüyor.

Tom says he can't even work in this heat.
Hatta Tom bu sıcaklıkta çalışamayacağını söylüyor.

The weather report says it will rain tomorrow afternoon.
Hava raporu yarın öğleden sonra yağmur yağacağını söylüyor.

The weather forecast says there'll be showers.
Hava tahmini sağanaklar olacağını söylüyor.

Everybody says I look like my father.
Herkes babama benzediğimi söylüyor.

Everyone says the view from here is beautiful.
Herkes buradan manzaranın güzel olduğunu söylüyor.

Everyone says that Kate is a genius and will have a successful future.
Herkes Kate'in bir deha olduğunu ve başarılı bir geleceğe sahip olacağını söylüyor.

Everyone says that he is the very image of his father.
Herkes onun babasına çok benzediğini söylüyor.

Everyone says that he's a good man.
Herkes onun iyi bir insan olduğunu söylüyor.

Everybody says he's a nice person.
Herkes onun iyi bir insan olduğunu söylüyor.

Judging from what everyone says, it's the truth.
Herkesin dediğine bakılırsa, o doğrudur.

"This looks pretty interesting," Hiroshi says.
Hiroshi,""Bu, oldukça ilginç görünüyor." diyor.

Every foreigner who visits Japan says that prices here are too high.
Japonya'yı ziyaret eden her yabancı, burada fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyor.

Jim says he goes jogging at least three times a week.
Jim haftada en az üç kez koşmaya gittiğini söylüyor.

My little brother says that he had a dreadful dream last night.
Küçük erkek kardeşim dün gece korkunç bir rüya gördüğünü söylüyor.

This is what the law says.
Kanunun dediği bu.

No matter who says so, it's not true.
Kim öyle söylerse söylesin, gerçek değil.

No matter what anyone says, I won't go.
Kim ne derse desin gitmeyeceğim.

No matter what anyone says, I plan to go.
Kim ne derse desin gitmeyi planlıyorum.

I don't care what anyone says. I think Tom is a nice guy.
Kimin ne dediği umrumda değil. Bence Tom iyi birisi.

He says that he will lend me the book when he is done with it.
Kitabı bitirdiği zaman bana ödünç vereceğini söylüyor.

He says he will inquire into the matter.
Konuyu araştıracağını söylüyor.

Please write down what he says.
Lütfen onun söylediğini not et.

Please write down what Tom says.
Lütfen Tom'un söylediklerini not al.

Since he says so, it must be true.
Mademki öyle söylüyor, o doğru olmalı.

Mary says she's never asked a guy out.
Mary bir adama çıkma teklif etmediğini söyledi.

Mary says that she can't fall asleep without her favorite stuffed animal.
Mary favori doldurulmuş hayvanı olmadan uyuyamayacağını söylüyor.

Tom will go, no matter what Mary says.
Mary ne derse desin Tom gidecek.

Tom goes along with whatever Mary says.
Mary ne derse desin Tom kabul eder.

Tom says that he always feel tense when Mary is in the room.
Mary odada iken, Tom her zaman gergin hissettiğini söylüyor.

Mary says that Tom is afraid of commitment.
Mary Tom'un sorumluluktan korktuğunu söylüyor.

His letter says he'll arrive next Sunday.
Mektubu onun gelecek Pazar geleceğini söylüyor.

"I understand how you feel, Hiroshi," says Mike.
Mike "ben nasıl hissettiğinizi anlıyorum, Hiroshi" diyor.

Why don't you believe Tom when he says he's happy?
Mutlu olduğunu söylediğinde niçin Tom'a inanmıyorsun?

NASA says three of 22 space missions that carried generators similar to Galileo's ended in accidents.
NASA Galileo'nunkine benzeyen jeneratörler taşıyan 22 uzay uçuşunun üçünün kazayla sonuçlandığını söylüyor.

Stay calm no matter what she says.
Ne derse desin sakin ol.

Whatever he says, do not trust him.
Ne söylerse söylesin ona güvenme.

Don't trust him no matter what he says.
Ne söylerse söylesin ona inanma.

Don't trust him, no matter what he says.
Ne söylerse söylesin, ona inanma.

No matter what I do, she says I can do better.
Ne yaparsam yapayım, daha iyisini yaparım diyor.

Why did I hate to write essays?
Neden denemeler yazmaktan nefret ettim?

Why should we do what Tom says we should do?
Neden Tom'un yapmamız gerektiğini söylediği şeyi yapmalıyız?

He's very shy. He says he wants to see you.
O çok utangaç. Sizi görmek istediğini söylüyor.

He says things on the spur of the moment.
O şeyleri hazırlıksız söylüyor.

He says that he saw nothing. However, I don't believe what he says is the truth.
O bir şey görmediğini söylüyor. Fakat onun söylediğinin doğru olduğuna inanmıyorum.

He says daring things.
O cesur şeyler söylüyor.

He says he won't come.
O gelmeyeceğini söylüyor.

She always writes down every word her teacher says.
O her zaman öğretmeninin söylediği her şeyi not alır.

He always says the same thing.
O her zaman aynı şeyi söylüyor.

He always says what he thinks.
O her zaman düşündüğünü söyler.

She always says what she thinks.
O her zaman düşündüğünü söyler.

She always says no.
O her zaman hayır diyor.