Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Oldukça olan Quite kelimesinin kullanıldığı toplam 27 adet cümle bulundu. Quite ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Quite kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

It's quite difficult to master French in 2 or 3 years.
2 ya da 3 yılda Fransızcada uzmanlaşmak oldukça zordur.

Business is quite slow.
İş oldukça yavaştır.

The two brothers are quite unlike in their appearance.
İki erkek kardeş görünümde oldukça farklı.

English is quite often the language of choice when speaking to an international audience.
İngilizce uluslararası bir izleyici kitlesiyle konuşurken, oldukça sık tercih edilen bir dildir.

She didn't quite understand my English.
İngilizcemi tamamen anlamadı.

You really do speak English quite well.
İngilizceyi gerçekten oldukça iyi konuşuyorsun.

On the whole human beings want to be good, but not too good and not quite all the time.
İnsanoğlu genellikle iyi olmak ister fakat her zaman çok iyi ve sakin değil.

The actor who plays Jesus is quite handsome.
İsa'yı oynayan aktör oldukça yakışıklı.

I went to the theater quite early with a view to getting a good seat.
İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.

I'm quite aware of your kindness.
İyi yürekliliğinin oldukça farkındayım.

He was quite weak in his childhood.
Çocukluğunda oldukça cılızdı.

Quite Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

I hope you will be quite well again before long.
Çok geçmeden tekrar oldukça iyi olacağını umuyorum.

You're quite right.
Çok haklısın.

Frankly speaking, he was quite shy.
Açıkçası, o oldukça utangaçtı.

I didn't use to like wine, but now I'm quite fond of it.
Şaraptan hoşlanmazdım fakat şimdi oldukça düşkünüm.

I know your older brother quite well.
Ağabeyinin oldukça iyi olduğunu biliyorum.

Knowing is one thing, teaching quite another.
Öğrenmek bir şey, öğretmek tamamen bir başka şeydir.

The teacher got quite well again.
Öğretmen tekrar oldukça iyileşti.

I beg your pardon; I didn't quite catch your name.
Affedersiniz;isminizi tam anlamıyla anlamadım.

Both my parents are quite well.
Ailem oldukça iyidir.

The elder sons are now quite independent of their father.
Şimdi büyük oğullar babalarından oldukça bağımsızlar.

He has quite a lot of experience in driving.
Araba sürmede oldukça çok deneyimi var.

In fact, you are quite right.
Aslında sen oldukça haklısın.

I know those tall girls quite well.
Şu uzun boylu kızları oldukça iyi tanırım.

The bear is quite tame and doesn't bite.
Ayı tamamen uysal ve ısırmaz.

Such an event is quite common here.
Böyle bir olay burada oldukça yaygındır.

He's quite humble man in spite of all he's achieved.
Bütün başarılarına rağmen oldukça alçakgönüllü bir adamdır.

The embryos and fetuses of all mammals look quite similar.
Bütün memelilerin embriyo ve fetüsleri oldukça benzerdir.

I've never seen anything quite like this.
Bütünüyle bunun gibi bir şey hiç görmedim.

It's quite likely that he'll be late.
Büyük olasılıkla geç kalacak.

It's quite likely that he'll come.
Büyük olasılıkla gelecek.

It's quite likely that Jane will come.
Büyük olasılıkla Jane gelecek.

I used to go fishing quite often, but now I rarely go.
Balık tutmaya oldukça sık giderdim ama şimdi nadiren gidiyorum.

It is quite a big number.
Bayağı büyük bir numara.

He looked quite tired.
Bayağı yorgun göründü.

I am quite all right now.
Ben şimdi tamamen iyiyim.

I was quite shocked by this.
Ben bu yüzden oldukça şok oldum.

I know quite a few people who don't eat meat.
Ben et yemeyen epeyce insan tanıyorum.

It was quite dark when I got home.
Ben eve vardığımda hava oldukça kararmıştı.

I'm not quite well.
Ben oldukça iyi değilim.

I'm quite satisfied.
Ben oldukça memnunum.

I am quite satisfied.
Ben oldukça memnunum.

I don't quite know.
Ben tamamen bilmiyorum.

I haven't quite finished eating.
Ben yemeği tamamen bitirmedim.

I am quite ready for payment.
Ben, gerçekten ödeme için hazırım.

In my opinion, it's quite unsuitable.
Bence, o oldukça uygunsuz.

As for me, I think the play was quite interesting.
Bence, sanıyorum oyun oldukça ilginçti.

My idea is quite different from yours.
Benim fikrim seninkinden oldukça farklı.

The information was quite useless.
Bilgi oldukça faydasızdı.

He is quite at home with computers.
Bilgisayarlarla büsbütün evdedir.

Bill is quite reserved.
Bill oldukça çekingendir.

A field of grass can be quite beautiful.
Bir çim alan oldukça güzel olabilir

I used to watch this anime a lot when I was a kid, but I can't quite remember what happened to the hero in the final episode.
Bir çocukken bu animeyi çok izlerdim fakat son bölümde kahramana ne olduğunu tam olarak hatırlayamıyorum.

Two male school pupils sharing an umbrella? That's quite a queer situation.
Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek okul öğrencisi? Bu oldukça nonoş bir durum.

I felt quite refreshed after taking a bath.
Bir banyo yaptıktan sonra oldukça zinde hissettim.

Quite a few students are absent today.
Bir hayli öğrenci bugün yok.

It is one thing to own a library; It is quite another to use it wisely.
Bir kütüphaneye sahip olmak başka bir şey, onu akıllıca kullanmak çok daha başka bir şey.

Quite a few Americans like sushi.
Birçok Amerikalılar suşi severler.

Quite a few people went to the concert.
Birçok insan konsere gitti.

Quite a few people have two cars.
Birçok insanın iki arabası var.

I've been to Boston quite a few times.
Birçok kez Boston'a gittim.

It seems we have quite a few problems.
Birçok sorunumuz var gibi görünüyor.

Hang on a minute. There's quite a few black chess pieces over there.
Biraz bekleyin. Orada fazlasıyla siyah satranç taşı var.

We've become quite fond of one another.
Birbirimize oldukça düşkün olduk.

We know each other quite well.
Birbirimizi çok iyi tanıyoruz.

We've known each other quite a few years.
Birbirimizi birçok yıldır tanıyoruz.

I don't quite believe it when I hear someone claim they can speak more than five languages fluently.
Birisi beş dilden daha fazlasını akıcı olarak konuşabildiğini iddia ettiğini duyduğumda tamamen inanmıyorum.

We're quite drunk.
Biz oldukça sarhoşuz.

We're quite certain of that.
Biz ondan oldukça eminiz.

We're quite fond of Tom.
Biz Tom'a oldukça düşkünüz.

We found the beds quite comfortable.
Biz yatakları oldukça rahat bulduk.

The bronze statue looks quite nice from a distance.
Bronz heykel uzaktan oldukça güzel görünüyor.

It was quite fascinating to see how these men were surviving.
Bu adamların nasıl hayatta kaldıklarını görmek oldukça etkileyiciydi.

I know this area quite well.
Bu alanı oldukça iyi biliyorum.

This easy chair is quite comfortable.
Bu basit sandalye oldukça rahattır.

It's quite obscure what this sentence means.
Bu cümlenin ne anlama geldiği çok belirsiz.

That's quite a problem.
Bu ciddi bir sorundur.

The salts and minerals found in these mountains are quite diverse.
Bu dağlarda bulunan tuzlar ve mineraller oldukça farklıdır.

This time I stayed for the first time in a private villa, and it was really quite something.
Bu defa ilk kez özel bir villada kaldım, ve gerçekten olağan dışı bir şeydi.

You handled that situation quite well.
Bu durumu oldukça iyi idare ettin.

This old book is quite out of date.
Bu eski kitap oldukça demode.

This house is quite small.
Bu ev oldukça küçük.

Such incidents are quite common.
Bu gibi olaylar oldukça yaygındır.

Growing this thick mustache has taken me quite a while.
Bu kalın bıyığı uzatmak uzun zamanımı aldı.

That discovery was quite accidental.
Bu keşif tamamen rastlantıydı.

This town is quite different from what it was ten years ago.
Bu kent 10 yıl öncekinden oldukça farklı.

This book is quite above me.
Bu kitap beni oldukça aşar.

I am quite comfortable in this room.
Bu odada oldukça rahatım.

That's quite obvious.
Bu oldukça açık.

That's quite possible.
Bu oldukça mümkün.

That is quite possible.
Bu oldukça mümkündür.

That's quite logical.
Bu oldukça mantıklı.

That's quite helpful.
Bu oldukça yararlı.

That's quite common.
Bu oldukça yaygın.

That's quite new.
Bu oldukça yeni.

That's quite enough.
Bu oldukça yeterli.

This site is quite useful.
Bu site oldukça yararlı.

That's quite a story.
Bu tam bir hikaye.

This TV program is really quite interesting.
Bu TV programı gerçekten çok ilginçtir.

This year's fashions are quite different from those of last year.
Bu yılın modası geçen yılınkinden oldukça farklı.