Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı öğle vakti olan Lunchtime kelimesinin kullanıldığı toplam 14 adet cümle bulundu. Lunchtime ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Lunchtime kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

I should get to Boston by lunchtime.
Öğle yemeği arasına kadar Boston'a varmalıyım.

She's supposed to be back by lunchtime.
Öğle yemeği saatine kadar burada olması gerekiyor.

It was lunchtime.
Öğle yemeği zamanıydı.

We should get to Chicago by lunchtime.
Biz öğle yemeği saatine kadar Chicago'ya varmalıyız.

At lunchtime today, our usual restaurant was closed because of a funeral in the family.
Bugün öğle yemeği vakti, ailedeki bir cenaze nedeniyle alışıldık restoranımız kapalıydı.

It's nearly lunchtime. Why don't we stop to have a bite to eat?
Neredeyse öğle vakti. Neden bir lokma yemek için durmuyoruz.

I froze the juice inside the PET bottle. This way, I'll be able to drink as much cold juice as I want at lunchtime.

I thought it was lunchtime.

It's not lunchtime yet.

Itâ??s lunchtime!

The last time I saw Tom was yesterday around lunchtime.

Lunchtime Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

Tom looked at his watch and saw that he only had five minutes left until lunchtime.

Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.

We pigged out on pizza and chicken at lunchtime.