Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Kaybetme olan Losing kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Losing ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Losing kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

I'm losing business.
İş kaybediyorum.

I'm not worried about losing my job.
İşimi kaybetme hakkında endişeli değilim.

He is worried about losing his job.
İşini kaybetme konusunda endişeli.

The company is losing money.
Şirket para kaybediyor.

The company stopped losing money.
Şirket para kaybetmeyi durdurdu.

I must be losing my mind.
Aklımı kaybediyor olmalıyım.

I think I'm losing my mind.
Aklımı kaybettiğimi düşünüyorum.

Are you losing your mind?
Aklınızı mı kaybediyorsunuz?

Germany's leaders were losing hope.
Almanya liderleri umudunu kaybediyordu.

Are we losing a day on the way to America?
Amerika'ya giderken bir gün kaybediyor muyuz?

Losing his balance from a sudden gust of wind, the tightrope walker fell to his death.
Ani bir fırtınadan dengesini kaybettiği için, ip cambazı ölümüne düştü.

Losing Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

I'm losing my mind.
Ben deliriyorum.

I'm losing weight.
Ben kilo kaybettim.

I can't stand losing her.
Ben onu kaybetmeye dayanamam.

You're losing me.
Beni kaybediyorsun.

There's nothing more painful than losing one's child.
Birisinin evladını kaybetmesinden daha acı bir şey yoktur.

Today, many people worry about losing their jobs.
Bugün, bir sürü insan işsiz kalma konusunda endişeleniyor.

We risk losing control of the situation if we don't act quickly.
Eğer çabuk hareket etmezsek durumun kontrolünü kaybetmeyi göze alırız.

If you aren't careful about what you eat, you'll put back on all the weight that you spent so much time losing.
Eğer ne yediğine dikkat etmezsen, bu kadar uzun zaman kaybederek verdiğin bütün kiloyu geri alacaksın.

I don't remember losing my memory.
Hafızamı kaybettiğimi hatırlamıyorum.

I was in danger of losing my life.
Hayatımı kaybetme tehlikesi içindeydim.

We were in danger of losing our lives.
Hayatımızı kaybetme tehlikesi içerisindeydik.

He was short and was losing his hair.
Kısaydı ve saçını kaybediyordu.

He is losing blood.
Kan kaybediyor.

She is losing blood.
Kan kaybediyor.

They are losing blood.
Kan kaybediyorlar.

You are losing blood.
Kan kaybediyorsun.

I'm losing blood.
Kan kaybediyorum.

I'm tired of losing.
Kaybetmekten bıktım.

I hate losing.
Kaybetmekten nefret ederim.

I'm getting tired of losing.
Kaybetmekten yoruluyorum.

I don't like losing.
Kaybetmeyi sevmiyorum.

I can't talk with my father without losing my temper.
Kendimi kaybetmeden babamla konuşamam.

I'm losing control.
Kontrolü kaybediyorum.

I'm losing clients.
Müşterileri kaybediyorum.

Mary is losing blood.
Mary kan kaybediyor.

What is happening to me? Am I losing my personality?
Neler oluyor bana böyle? Benliğimi mi kaybediyorum?

He came close to losing an eye.
Neredeyse bir gözünü kaybediyordu.

He is always losing his umbrella.
O, her zaman şemsiyesini kaybediyor.

She forgave him for losing all her money.
O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.

You're losing it.
Onu kaybediyorsun.

I'm losing it.
Onu kaybediyorum.

We're losing it.
Onu kaybediyoruz.

I don't want to risk losing it.
Onu kaybetme riskini almak istemiyorum.

They became tired of losing money.
Para kaybetmekten bıktılar.

I am losing my soul.
Ruhumu yitiriyorum.

I'm losing patience.
Sabırsızlanıyorum.

I am losing my patience with you.
Sana karşı sabrımı kaybediyorum.

What will losing the war mean to us?
Savaşı kaybetmek bizim için ne anlam taşıyacak?

Recently, a lot of people are losing their jobs.
Son zamanlarda birçok insan işini kaybediyor.

Tom apologized to Mary for losing his temper.
Tom öfkelendiği için Mary'den özür diledi.

Tom is clearly losing.
Tom açıkça kaybediyor.

Tom forgave Mary for losing all his money.
Tom bütün parasını kaybettiği için Mary'yi affetti.

Tom is losing consciousness.
Tom bilincini kaybediyor.

Tom is worried about losing his job.
Tom işini kaybetme konusunda endişeli.

Tom is losing blood.
Tom kan kaybediyor.

Tom is losing.
Tom kaybediyor.

Tom is losing control.
Tom kontrolü kaybediyor.

Tom is losing Mary.
Tom Mary'yi kaybediyor.

Tom came close to losing an eye.
Tom neredeyse bir gözünü kaybediyordu.

Tom is losing it.
Tom onu kaybediyor.

Tom has started losing his hair.
Tom saçını kaybetmeye başladı.

Tommy did not want to run the risk of losing his job.
Tommy, işini kaybetme riskini göze almadı.

We're losing time.
Zaman kaybediyoruz.

After losing his job, he went through a very difficult time.

Are you losing weight?

Because of my recklessness, I have been playing a losing game since childhood.

But the student has an obligation because he's more likely to understand the financial and social phenomenon and global realities; it is his obligation being a dynamic factor in a process of change, but also never losing sight of reality.

Diet pills aren't a quick fix for losing weight. You have to eat healthier and exercise too.

Dietary fibre is good for losing weight.

Do you enjoy losing?

Do you have difficulty losing weight?

Do you have problems in losing weight?

Girls are losing their virginity earlier and earlier.

Hasten slowly, and without losing heart, put your work twenty times upon the anvil.

Have you read the book "Vegan until 6 p.m."? It describes a new way of losing weight.

He apologized to his wife and children for losing his temper.

He cannot argue without losing his temper.

He is having a hard time losing weight.

He is in danger of losing his position unless he works harder.

He is losing ground in his company.

He never gets into argument without losing his temper.

He risked losing all his fortune.

He's always losing his mobile.

He's losing his looks.

I am rapidly losing the ability of immersing myself in activities that I love.

I bought it thinking it was cheap, but it was rotten, so I ended up losing out.

I can't bear the thought of losing you.

I can't stand the thought of losing Tom as a friend.

I can't stand the thought of losing you forever.

I don't plan on losing.

I don't want to run the risk of losing it.

I feel like I'm losing my mind.

I guess I was afraid I was losing Tom.

I have started skipping lunch with a view to losing weight.

I must be losing my touch.

I ran the risk of losing my job to help her.

I regret losing that opportunity.

I thought I was losing my mind.

I was losing balance.