Aranacak Kelime ›

Limp kelimesinin kullanıldığı toplam 23 adet cümle bulundu. Limp ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Limp kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

Joseph has a limp.
Joseph topallıyor.

He walked with a limp.
O aksayarak yürüdü.

Tom shouldn't make fun of Mary's limp.
Tom Mary'nin aksamasıyla alay etmemeli.

I haven't seen Tom limp recently.
Tom'un son zamanlarda aksadığını görmedim.

But Dima would never wear the glasses. Suddenly, his body went limp and he collapsed to the floor.

Her coloring book lay limp, jagged with angular pink scribbles.

She has sagging tits and her husband has a limp noodle.

Some people caricature gay men as limp-wristed and speaking with a lisp.

The hat got wet and went limp.

Why are you walking with a limp?

An old woman limped along the street.
Yaşlı bir kadın cadde boyunca topalladı.

Limp Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

Tom broke his leg last year and has limped ever since.

Tom is limping now.
Tom şimdi aksayarak yürüyor.

Tom noticed that Mary was limping.
Tom Mary'nin aksadığını fark etti.

Tom is limping along.
Tom topallıyor.

I am limping along.

Never trust a limping dog or the tears of a woman.

The German Shepherd was limping down the street.

The last time I saw Tom, he was limping.

Tom's limping.

Why are you limping?

Tom limps slightly.
Tom hafifçe topallar.

He who limps is still walking.