Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Gülüyor olan Laughing kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Laughing ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Laughing kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

Both of them started laughing.
İkisi de gülmeye başladı.

I cannot help laughing at your folly.
Çılgınlığınıza gülmemek elimde değil.

I love the sound of children laughing.
Çocukların gülme sesini seviyorum.

Who's laughing now?
Şimdi kim gülüyor?

Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing.
Ama cidden, gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatır.

It was such a nice joke that everybody burst out laughing.
Öyle güzel bir fıkraydı ki, herkes birden kahkahayı bastı.

Are you laughing at me?
Bana gülüyor musun?

Sometimes it's hard to resist the impulse to burst out laughing.
Bazen kahkahayla gülme dürtüsüne karşı koymak zordur.

I could not help laughing.
Ben kendimi gülmekten alamadım.

The moment she saw me, she began laughing.
Beni gördüğü an, gülmeye başladı.

She burst out laughing when she saw me.
Beni gördüğünde kahkaha patlattı.

Laughing Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

When are you going to stop laughing like an idiot?
Bir geri zekalı gibi gülmeye ne zaman son vereceksin?

I cannot help laughing at the joke.
Fıkraya gülmemek elimde değil.

We could not help laughing at the joke.
Fıkraya gülmemek elimizde değildi.

I shouldn't be laughing.
Gülüyor olmamalıyım.

They're laughing.
Gülüyorlar.

I remember laughing.
Güldüğümü hatırlıyorum.

I heard you laughing.
Güldüğünü duydum.

It is no laughing matter.
Gülecek bir şey yok.

You're not laughing.
Gülmüyorsün.

I'm not laughing.
Gülmüyorum.

I hear laughing.
Gülme duyuyorum.

I can't stop laughing.
Gülmemek elimde değil.

I cannot help laughing.
Gülmemek elimde değil.

I could hardly keep from laughing.
Gülmemek için kendimi zor tuttum.

Tom couldn't help laughing.
Gülmemek Tom'un elinde değildi.

I could hardly resist laughing.
Gülmeye karşı koyamadım.

Stop laughing!
Gülmeyi bırak!

They stopped laughing.
Gülmeyi bıraktılar.

I stopped laughing.
Gülmeyi bıraktım.

Everyone started laughing.
Herkes kahkaha atmaya başladı.

Everybody could not help laughing at his joke.
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.

I couldn't help laughing out.
Kahkahayla gülmek elimde değildi.

Who's laughing?
Kim gülüyor?

Who are you laughing at?
Kime gülüyorsun?

When Mary saw Tom naked, she started laughing.
Mary, Tom'u çıplak görünce gülmeye başladı.

Why was she laughing?
Neden gülüyordu?

Why were you laughing?
Neden gülüyordun?

Why aren't you all laughing?
Neden hepiniz gülmüyorsunuz?

What are you laughing about?
Neye gülüyorsun?

What are you laughing at?
Neye gülüyorsun?

What are you laughing at? It's a fact. No kidding!
Neye gülüyorsun? Bu gerçek. Şaka yapmıyorum.

Why are you laughing?
Niçin gülüyorsunuz?

It was no laughing matter.
O gülecek bir şey değildi.

He goes and sits outside the class but he can't stop laughing.
O gider ve sınıfın dışında oturur ama gülmeyi durduramaz.

Why was he laughing?
O neden gülüyordu?

He asked me why I was laughing.
O, bana niçin güldüğümü sordu.

It's no laughing matter.
O, gülecek bir mesele değil.

He is always laughing.
O, her zaman gülüyor.

He couldn't help laughing at it.
Ona elinde olmadan güldü.

I can't help laughing at him.
Ona gülmemek elimde değil.

Why are they laughing?
Onlar niçin gülüyorlar?

They all burst out laughing.
Onların hepsi gülmekten patladılar.

They both started laughing.
Onların her ikisi de gülmeye başladı.

I could not help laughing when I saw him.
Onu gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.

I could not help laughing at his jokes.
Onun şakalarına gülmemek elimde değildi.

I cannot help laughing at her joke.
Onun şakasına gülmemek elimde değil.

I couldn't help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmemek elimde değildi.

We couldn't help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmemek elimizde değildi.

It is no laughing matter that he couldn't graduate from university this year.
Onun bu yıl üniversiteden mezun olamaması gülünecek bir şey değil.

He could not help laughing at her jokes.
Onun esprilerine gülmekten kendini alamadı.

Her eyes are laughing.
Onun gözleri gülüyor.

His story was so funny that everyone could not help laughing.
Onun hikayesi o kadar komikti ki gülmemek elimde değildi.

We could not help laughing at his story.
Onun hikayesine gülmemek elimde değildi.

I could not help laughing at his haircut.
Onun saç kesimine gülmemek için kendimi tutamadım.

I couldn't help laughing at his haircut.
Onun saç tıraşına gülmemek için kendimi tutamadım.

I couldn't help laughing at the plan.
Plana gülmemek elimde değildi.

The princess couldn't help laughing at him.
Prenses ona gülmekten kendini alamadı.

I am laughing at you.
Sana gülüyorum.

I wasn't laughing at you.
Sana gülmüyordum.

Tom asked me why I was laughing.
Tom bana neden güldüğümü sordu.

Tom burst out laughing.
Tom birden gülmeye başladı.

Tom is laughing.
Tom gülüyor.

Tom's laughing.
Tom gülüyor.

Tom was laughing.
Tom gülüyordu.

Tom isn't laughing.
Tom gülmüyor.

Tom couldn't stop laughing.
Tom gülmeden edemedi.

Tom couldn't keep himself from laughing.
Tom gülmekten kendini alamadı.

Tom couldn't keep from laughing.
Tom gülmekten kendini alamadı.

Tom started laughing.
Tom gülmeye başladı.

If Tom starts laughing, I probably will, too.
Tom gülmeye başlarsa muhtemelen ben de gülerim.

Tom kept laughing.
Tom gülmeye devam etti.

Tom stopped laughing.
Tom gülmeyi durdurdu.

Tom is still laughing.
Tom hâlâ gülüyor.

Tom realized Mary was expecting him to laugh, so he started laughing.
Tom Mary'nin kendisinin gülmesini beklediğini fark etti, bu yüzden gülmeye başladı.

Tom burst out laughing when he saw Mary dancing a jig.
Tom Mary'yi jig dansı yaparken gördüğünde kahkahalara boğuldu.

Tom could hardly keep from laughing when he saw Mary trying to juggle some balls.
Tom Mary'yi top cambazlığı yapmaya çalışırken gördüğünde gülmemek için kendini güçlükle frenledi.

Why is Tom laughing?
Tom neden gülüyor?

Why was Tom laughing?
Tom neden gülüyordu?

Why is Tom laughing at you?
Tom sana neden gülüyor?

Tom and the others all burst out laughing.
Tom ve diğerlerinin hepsi kahkahayı patlattı.

I am laughing at Tom.
Tom'a gülüyorum.

I bet Tom still hasn't stopped laughing.
Tom'un gülmeyi hâlâ durdurmadığından eminim.

Tom has a funny way of laughing.
Tom'un komik bir gülme şekli var.

All he could do was resist laughing.
Yapabileceği tek şey ısrarla gülmesiydi.

"How did you know it was I?" she asked, laughing. "My love for you told me who you were."

"I thought you'd give this laughter its due!" "This is crud! They're laughing at me!" "You don't say?"

"Stop laughing!" said Geppetto angrily; but he might as well have spoken to the wall.

"What are you laughing at?" "Your face."

"Where is Tom?" "He's out drinking at the Laughing Boar."