Aranacak Kelime ›

Excite kelimesinin kullanıldığı toplam 80 adet cümle bulundu. Excite ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Excite kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

A book can excite.

Excite the mind: words.

Money doesn't excite me. It calms me.

People have the tendency to speak more loudly when they get excited.
İnsanlar heyecanlandıklarında daha yüksek sesle konuşma eğilimleri vardır.

People tend to raise their voices when they get excited.
İnsanlar heyecanlandıklarında seslerini yükseltmeye eğilimlidirler.

The boys are excited.
Çocuklar heyecanlı.

The children were so excited after the party that they couldn't sleep.
Çocuklar partiden sonra o kadar heyecanlıydılar ki uyuyamadılar.

I'm very excited.
Çok heyecanlıyım.

I'm so excited.
Çok heyecanlıyım.

Don't get so excited!
Çok heyecanlanma!

Don't get too excited.
Çok heyecanlanma.

Excite Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

Don't get so excited.
Çok heyecanlanma.

All the audience was excited.
Bütün seyirciler heyecanlandı.

I'm so excited.
Ben çok heyecanlıyım.

I'm excited.
Ben heyecanlıyım.

I am not excited any more than you are.
Ben senden daha heyecanlı değilim.

I can't believe you're not as excited as I am.
Benim kadar heyecanlı olmadığına inanamıyorum.

I'm too excited to eat anything.
Bir şey yiyemeyecek kadar çok heyecanlıyım.

We're very excited.
Biz çok heyecanlıyız.

Are you as excited as we are?
Bizim kadar heyecanlı mısın?

Bob seems excited about watching the soccer game.
Bob futbol oyunu izleme hakkında çoşkulu görünüyordu.

I'm really excited about this.
Bu konuda gerçekten heyecanlıyım.

Eric who was a weak prince issued a bad coinage which excited great discontent among the Danes.
Güçsüz bir prens olan Eric Danimarkalılar arasında büyük hoşnutsuzluğa sebep olan kötü bir para sistemi çıkardı.

I'm really excited.
Gerçekten heyecanlıyım.

The band are very excited about their upcoming tour.
Grup, gelecek turla ilgili çok heyecanlı.

I'm excited about the move.
Hareket hakkında heyecanlıyım.

We're all excited.
Hepimiz heyecanlıyız.

I had never eaten any kind of Thai food, so I was pretty excited about going to a Thai restaurant with my grandmother.
Herhangi bir tür Tayland yiyeceği asla yemedim, bu yüzden büyük annemle birlikte bir Tayland restoranına gitme hakkında oldukça heyecanlıyım.

Everybody was excited by the news.
Herkes haberle heyecanlandı.

That was an exciting game. Everybody was excited.
Heyecanlı bir oyundu.Herkes heyecanlandı.

She seems excited.
Heyecanlı görünüyor.

She looked excited.
Heyecanlı görünüyordu.

You seem excited.
Heyecanlı görünüyorsun.

I felt excited.
Heyecanlı hissettim.

The excited audience ran into the concert hall.
Heyecanlı izleyici konser salonuna koştu.

Excited girls look pretty sometimes.
Heyecanlı kızlar hoş görünebilir.

The excited woman tried to explain the accident all in one breath.
Heyecanlı kadın kazayı bir nefeste açıklamaya çalıştı.

The excited crowd poured out of the stadium.
Heyecanlı kalabalık stadyumu boşalttı.

Are you excited?
Heyecanlı mısın?

Were you excited?
Heyecanlı mıydın?

Don't get excited.
Heyecanlanma.

Getting excited is not at all the same as getting angry.
Heyecanlanmak kızmakla hiçte aynı değildir.

Jane will be excited to see the flowers.
Jane çiçekleri görmek için heyecanlı olacak.

The girls are excited.
Kızlar heyecanlı.

Please don't get Tom excited.
Lütfen Tom'u heyecanlandırma.

Linda was wildly excited to learn that her aunt Nancy was coming to visit her.
Linda teyzesi Nancy'nin onu ziyaret etmek için geldiğini öğrendiği için aşırı heyecanlıydı.

After Mary saw a squirrel for the first time, she was very excited and drew many pictures of squirrels.
Mary ilk defa bir sincap gördükten sonra çok heyecanlıydı ve bir sürü sincap resmi çekti.

Meg is excited.
Meg heyecanlıdır.

She was very excited.
O çok heyecanlı idi.

He was very excited.
O çok heyecanlıydı.

She was excited.
O heyecanlıydı.

As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.

He is prone to getting excited.
O heyecanlanmaya eğilimlidir.

We were so excited that we couldn't sit still.
O kadar heyecanlıydık ki yerimizde duramıyorduk.

I was so excited that I could not fall asleep.
O kadar heyecanlıydım ki uyuyamadım.

He's all excited.
O tamamen heyecanlı.

Seeing that she was not excited at the news, she must have known it.
O, habere heyecanlanmadığına göre, onu önceden biliyor olmalı.

They were very excited.
Onlar çok heyecanlıydılar.

They're not excited.
Onlar heyecanlı değil.

They are both very excited.
Onların her ikisi de çok heyecanlı.

I am excited at the prospect of seeing her.
Onu görme olasılığından heyecanlıyım.

Didn't you notice that she was very excited?
Onun çok heyecanlı olduğunu fark etmedin mi?

Her story excited curiosity in the children.
Onun hikayesi çocuklarda merak uyandırdı.

His story excited everyone's curiosity.
Onun hikayesi herkesin merakını uyandırdı.

The game excited lots of people.
Oyun çok sayıda insanı heyecanlandırdı.

We were excited as we watched the game.
Oyunu izlerken heyecanlıydık.

There were a lot of excited fans in the stadium.
Stadyumda bir sürü coşkulu taraftar vardı.

Tom seems to be very excited.
Tom çok heyecanlı görünüyor.

Tom is very excited.
Tom çok heyecanlı.

Tom was excited about the new job offer since he'd felt stagnant and unappreciated in his current position, but when he told his boss that he was thinking about leaving, his boss told him that a promotion and a pay raise were in the offing if he would stay, so it left Tom in a quandary about what to do.
Tom şu anki görevinde durgun ve takdir edilmemiş hissettiğinden dolayı yeni iş teklifi hakkında heyecanlıydı fakat patronuna ayrılmayı düşündüğünü söylediğinde patronu ona eğer kalırsa bir terfi ve zammın yakında olduğunu söyledi bu yüzden Tom'u ne yapacağı konusunda ikilem içinde bıraktı.

Tom is really excited.
Tom gerçekten heyecanlı.

Tom looks excited.
Tom heyecanlı görünüyor.

Tom seems excited.
Tom heyecanlı görünüyor.

Tom is excited.
Tom heyecanlı.

Tom is excited because today's his first day of school.
Tom heyecanlıydı çünkü bugün okuldaki ilk günüydü.

Tom was excited.
Tom heyecanlıydı.

Tom is getting excited.
Tom heyecanlanıyor.

Tom doesn't want Mary to get too excited.
Tom Mary'nin çok heyecanlanmasını istemiyor.

Tom could tell by the look on Mary's face that she was very excited.
Tom Mary'nin yüzündeki görüntüye bakarak onun çok heyecanlı olduğunu söyleyebiliyordu.

Tom seems happy and excited.
Tom mutlu ve heyecanlı görünüyor.

Tom is pretty excited.
Tom oldukça heyecanlı.

Tom is excited about the upcoming game.
Tom yaklaşan oyun hakkında heyecanlı.

The victory excited us.
Zafer bizi heyecanlandırdı.

All Japan is excited.

All of us were excited with the result of the experiment.

Are you excited about the Eurovision Song Contest?

Are you excited as we are?

Are you excited of being in Italy for the first time?

Aren't you excited about what happened?

Aren't you excited that Anki is almost ready to update to a stable version 1.2?

As he talked, he got more and more excited.

Bert's bisexuality was troubling Tom and excited Mary.

But he was excited too.

Control yourself. Don't get excited.

Diving in the Philippines was incredible, but I'm excited to be heading back to Sydney now!

Don't get excited about such a thing.

Don't get excited. It's nothing.

Everyone got excited by the news of the victory.

Everyone's very excited.

He became so excited that what he said made no sense at all.