Aranacak Kelime ›

Türkçe kelime anlamı Akut olan Acute kelimesinin kullanıldığı toplam 22 adet cümle bulundu. Acute ile ilgili cümleleri ve bu örnek cümlelerin türkçe anlamlarını altında bulabilirsiniz.

Acute kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

"How did it go?" "They said it was acute appendicitis."
"Nasıl gitti?" "Onun akut apandisit olduğunu söylediler."

A dog has an acute sense of smell.
Bir köpeğin keskin bir koku alma duyusu vardır.

This city will suffer from an acute water shortage unless it rains soon.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.

He felt an acute pain in his chest.
Göğsünde akut bir ağrı hissetti.

A blind person's hearing is often very acute.
Kör bir insanın işitme duyusu genellikle çok keskindir.

He has an acute sense of observation.
O güçlü bir gözlem duygusuna sahiptir.

He's an acute businessman.
O zeki bir iş adamıdır.

After experiencing several acute psychotic episodes, Mary was admitted to a mental institution.

An acute lack of funds is holding up the plan.

He died from acute lymphoblastic leukemia.

He's suffering from acute pain in his life.

Acute Kelimesi İle İlgili Diğer Cümleleri Göster

Diğer adet ingilizce örnek cümlerleri görmek için üstte bulunan linke tıklayınız.

Her acute observation skills make her a very suitable photographer.

Her grief was too acute for tears.

I am touched by the girl's acute sensitivity.

I have an acute pain here.

It has keen eyesight, good ear and acute sense of smell.

My brother may have acute appendicitis, in which case heâ??d have to have an operation.

The Germans all suffer from acute commatitis.

The housing shortage is very acute.

There is an acute shortage of water.

You have very acute hearing.

I was acutely aware of how very important mathematical education was.